SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Oltu Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası d bendi, 35 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanık, mağdurun kendisinden borç istemesine karşılık borç verdiğini ve senet düzenlediklerini, mağdurun alkol bağımlısı olduğunu, şikâyetini geri çektiğini beyan ederek hükümleri temyiz etmiştir.
1. Mağdurun şikayet dilekçesinde sanıktan 2.000,00 TL borç aldığını karşılığında 4.000,00 TL bedelli senet tanzim ettiklerini, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, peyderpey 4.000,00 TL'yi sanığa ödediğini, daha sonra hakkında icra takibi yapıldığını ve sanığın suça konu senedi 14.000,00 TL bedelle icraya koyduğunu beyan ederek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık savunmasında; mağdurun elektrik borcu olduğunu söyleyerek borç para istediğini, 14.000,00 TL'lik borcu dolayısıyla senedi düzenlediklerini, senedi kendisinin düzenlediğini, senedi tanzim ederken kalem tam yazmadığı için ikinci bir kalem kullanmak zorunda kaldığını, mağdur ile hali hazırda ticari ilişkisinin devam ettiğini, mağdurun 10 günlüğüne aldığı parayı 3-4 ay ödemeyince icraya verdiğini beyan etmiştir.
3. 31.03.2016 tarihli duruşmada mahkemece suça konu senet üzerinde yapılan gözlemde; 18.10.2014 tarihli 14.000,00 TL bedelli, 20.11.2014 ödeme tarihli, ... adına düzenlenen borçlusu ... olan bir senet olduğu, senedin unsurlarının tam olduğu, kıymetli evraklardan bono niteliğini haiz olduğu, kovuşturmaya konu 10 yazısı ve 1 rakamının incelenmesinde çıplak gözle sonradan eklendiğinin anlaşılamayacağı, bu haliyle aldatma kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Kriminal raporda; senedin ilk tanzimi esnasında rakamla değer gösterilen hanesinin ''4.000'', yazıyla değer gösterilen hanesinin ''dörtbin'' olarak düzenlendiği, bilahere farklı mürekkepli kalemle rakamla değer gösterilen hanesinin sol başına ''1'', yazıyla değer gösterilen hanesinin sol başına ''on'' ibaresinin ilave edilmesi suretiyle incelemeye konu senedin ''4.000/Dörtbin''den tahrifen ''14.000/Ondörtbin''e yükseltiği, senet üzerinde ilave suretiyle yapılan tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla dikkati çekmeyeceği cihetle inceleme konusu senedin aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir.
5. Mahkemece sanığın üzerine atılı suçları işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Oltu Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.