Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebebi hükmü temyiz etme idaresinden ibarettir.

Orman muhafaza memurlarınca suç tarihinde yapılan kontroller esnasında, sanığın tapulu arazisine bitişik kesinleşmiş orman kadastrosu ile orman sayılan, bilirkişiye göre 1.066,13 m2 arazinin sürülüp ekime hazır hale getirildiği tespit edilmiştir.
Suça konu mahalin muhtarı ile düzenlenen tutanağa göre işgal edilen arazinin bitiğişinin sanık tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/1 maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında; tapulu arazisinde ekim yaptığını, orman alanına girdiğini bilmediğini beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişisi raporunda; suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, açma yapıldığı belirtilerek 6831 sayılı Kanun'un 114. maddesine göre ağaçlandırma tazminatı hesaplanmıştır.
Sanığın tapulu arazisi ile işgal edilen yeri bir bütün halinde kullanması, sanığın suça konu arazinin orman olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de, tutanak tarihinden önce suça konu yerde orman tahdit sınırının kesinleştiği nazara alınıp sanığın bu hususu bilmemesinin mümkün olmadığı kabul edilerek savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;

1. Sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesi uyarınca temel cezanın bir kat artırılarak 12 ay yerine 1 yıl hapis cezasına hükmedilmesi,

2. Sanık hakkında takdiri indirim uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1 yerine anılan Kanun'un 62/2. maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3. 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesi gereği fiili işlediği tarihte 65 yaşından büyük olan ve adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4. Dosya kapsamından ve mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen orman bilirkişisi raporunda, sanığın kesinleşmiş orman kadastrosu bulunan alanda işgal ve faydalanma eyleminde bulunduğunun ancak 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanunla değişik 112 ve 113. maddelerine göre tazmini gereken doğrudan zarar doğmadığının ve engel adli sicil kaydı bulunmayan sanığın savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması talebinde bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-b maddesi gereği, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup yeniden suç işleyip işlemeyeceği değerlendirilerek ve sonucuna göre, bir karar verilmesi gerekirken sanık hakkında zararın giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.