SAYISI: 2017/364 E., 2017/210 K.

Mahkûmiyet

Temyiz isteminin (Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 02.03.2017 tarihli ve 2015/727 Esas, 2017/444 Karar sayılı kararına yönelik olduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyiz isteği; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Yapılan incelemede; askerlik hizmetini ifa eden sanığın, firar halindeyken yakalanıp teslim edildiği Silivri Askerlik Şubesi Başkanlığınca 20.10.2014 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek Sarıkamıştaki Birliğine serbest olarak sevk edildiği, buna göre en geç 22.10.2014 tarihi saat 24.00'a kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir süre firarda kaldıktan sonra başka bir suçtan dolayı 25.11.2014 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; uyuşturucu bağımlısı olduğu için Birliğine katılış yapmadığını beyan etmiştir.

Sanık hakkında düzenlenen GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 29.04.2016 tarihli ve ... sayılı raporu ile aynı kuruluşun 11.05.2016 tarihli adli raporunda sanığa antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konarak, askerliğe elverişli olmadığına karar verilmekle birlikte, sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1-2 ve 34. maddelerinden yararlanmasının uygun olmadığı ve madde kullanımının bağımlılık düzeyinde olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.

Sanığın sevk edildiğine dair belge ve yakalama tutanağı dosyada mevcuttur.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen, 23.10.2014-25.11.2014 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının bir seferde sanıktan tahsiline ve adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrilmesine" ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

02.04.2024 tarihinde karar verildi.