Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ağrı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2016/84 Esas, 2016/283 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyana azmettirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 38 inci maddesi delaletiyle 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sınav görevlilerinin kovuşturma evresinde dinlenmediğine ve eksik inceleme yapıldığına, suça konu belgeler hakkında herhangi bir karar verilmediğine, usul ve esas yönden kanuna aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Suç tarihinde, Ağrı ilinde bulunan ... Ortaokulunda motorlu taşıtlar sürücü kursu sınavının yapıldığı sırada 12 nolu salonda ve 13 nolu sırada sanığın sınava girmesi gerekirken yerine hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı ...'nun girdiği, bu hususun temyiz dışı sanık ...'in cevap kağıdındaki isim ve soyisim ve imza kısmını doldurduktan sonra ancak sınav henüz bitmeden yani salon görevlilerinin cevap kağıdını imzalamadan önce tespit edildiği, salon görevlilerinin dosyada bulunan cevap kağıdından da anlaşılacağı üzere adayın yerine bir başkası sınava girdi şıkkını işaretledikleri, böylece sanığın temyiz dışı sanık ...'i kendi yerine sınava girmesi konusunda azmettirdiği ve bu suretle sanığın atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış, mahkemece, sanıkların savunmaları, sınava ilişkin belgeler ve tüm dosya kapsamından sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyana azmettirme suçunu oluşturduğunun kabulüyle temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca, hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı ve sanık hakkında sınav cevap kağıdı dışında "Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı Salon Aday Yoklama Listesi" ile ilgili bir fiilin iddianamede açıklanmadığı anlaşılmakla; sanığın, temyiz dışı sanık ...'nu azmettirmek suretiyle Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavına kendisinin yerine girmesini sağladığı, sınav esnasında yapılan kontrollerde görevlilerce durumun fark edildiği ve olayın kolluğa bildirildiği iddiasıyla kamu davası açıldığı, dosya kapsamından olayın sınav esnasında temyiz dışı sanık ...'nun cevap kağıdını imzalamasından sonra ancak salon görevlisine teslim etmesinden önce olduğunun anlaşıldığı, dosyada mevcut sınav cevap kâğıdı incelendiğinde salon başkanı ve sınav gözetmeni tarafından "Adayın yerine bir başkası sınava girdi." kısmının işaretlenerek sınavının iptal edildiği, bu sebeple sınav cevap kağıdı belgesinin baştan itibaren görevlilerce içeriği itibarıyla sahte olduğunun bilinmesi nedeniyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli bulunmadığı, dolayısıyla unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre de;
Sanığa isnat edilen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü'nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ağrı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2016/84 Esas, 2016/283 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.