Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2015/847 Esas, 2016/363 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin süre tutum dilekçesi verdiği, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.

Olay tarihinde yakalaması bulunan sanığın, kolluk görevlilerince yapılan istihbari çalışmalar sonucunda araçla seyahat halinde olduğunun tespit edildiği, sanığın kullandığı aracın durdurulduğu, üst araması yapılan sanığın kendi rızasıyla teslim ettiği sürücü belgesinin sahte olduğu belirlenerek, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıdaki hususlar dışında sanık hakkında kurulan hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2015/847 Esas, 2016/363 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm bölümde üçüncü paragraftan sonra gelmek üzere; "Sanık hakkında verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin sanık hakkında uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi altsoyu bakımından uygulanmasına yer olmadığına, kendi altsoyu dışında kalan kişiler bakımından ise bu hak ve yetkilerden hükmolunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" paragrafının eklenmesi ile hüküm fıkrasının dokuzuncu paragrafındaki "dosyada delil olarak saklanmak üzere TCK.nun 54/1 maddesi gereğince MÜSADERESİNE," ibaresinin çıkartılarak yerine "dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.