Davanın reddi
Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ...ilçesi ...Beldesi Köycivarı Mevkiinde bulunan 141 ada 27 nolu parsel'in tapuda davalı Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın bir kısmının müvekkilinin babası ...'a ait olduğunu, bu nedenle bu kısmın davalı Hazine adına olan tapusunun iptaliyle kendi adı ve diğer mirasçıların adlarına tescilini talep ve dava etmiş, mahkemece "davanın kısmen kabulüne, (A), (B), (C), (D2), (E), (F), (G), ile gösterilen kısımların tapu kaydının iptali ile ...’ın kendi adına, ...’ın mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, (D1) ve (H) ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından kabul edilen (A), (B), (C), (D2), (E), (F), (G) yönünden temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2011 tarihli ve 2011/3351 Esas, 2011/6670 Karar sayılı kararıyla; "Ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazın doğu, batı ve güney sınırı 185 ada 1 numaralı Devlet Ormanı olup, çekişmeli taşınmazın ormana bitişik olması sebebiyle orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukuki durumunun öncesi itibariyle araştırılmadığı gibi davacılar zilyetlik iddiasıyla dava açtıkları halde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde 3402 sayılı Yasanın 14. madde şartları araştırılmadığı, tanık ve tutanak bilirkişilerin dinlenmediği, ziraatçi bilirkişinin taşınmazlar üzerinde korunmuş halde ahlat ağaçları bulunduğu, kayalıklar arası boşlukların ekildiği, kışlık ot elde etmek ve hayvan otlatmak amaçlı kullanıldığını belirttiği raporu dikkate alınmadığı, 185 ada 1 nolu orman parseline ait kadastro tutanağı getirtilerek kesinleşmediyse görev konusu düşünülmesi gerektiği, tespit tarihinde geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritası, varsa amenajman planı getirtilerek fen, orman ve ziraat bilirkişileriyle keşif yapılarak ilgili belgelerin zemine uygulanması, zilyetlik, komşu taşınmaz ve davacılar ve murisleri yönünden senetsizden edinim araştırması yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Orman mühendisi bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazların tamamının dört taraftan eylemli orman arazileri ile çevrili olduğu, orman içi açıklık konumunda olduğu, her ne kadar ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda dava konusu yerin kuru tarım arazisi olduğu yönünde rapor düzenlemişse de orman mühendisi raporunda orman sayılan yerlerden olduğunu belirtmesi nedeniyle bu rapora üstünlük tanındığından bahisle (A), (B), (C), (D2), (E), (F), (G), (H) ile gösterilen kısımlar yönünden davanın esastan reddine, (D1) ile gösterilen kısım yönünden feragat nedeniyle reddine" karar verilmiş, davacı ... İbrahim Kırtıl vekilince karar temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/III-1,2,3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.