İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59/son maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2018/48 Esas, 2020/239 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 ve 58. maddeleri gereği hak yoksunlukları ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.04.2021 tarihli ve 2020/1538 Esas, 2021/967 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun 5237 sayılı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrasında düzenlenen hak yoksunluğu ile vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, masraf almadığından herhangi bir dava açma ve takip etme mecburiyetinin bulunmadığına, katılanın tarafına teslim ettiği herhangi bir masraf avansı bulunmadığına, katılanın kendisi tarafından düzenlenen ve sahteliği açık olan makbuz ile masraf avansı ödediğini iddia ederek hakkında şikayette bulunduğuna, yerel mahkemece sahte makbuz dayanak gösterilerek hakkında mahkumiyet kararı verildiğine, istinaf mahkemesinin de usul ve yasaya aykırı şekilde yerel mahkeme kararını onadığına, verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanun'un 257/2. maddesinin uygulanması suretiyle aynı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine, aynı Kanun maddesi ve fıkrasının "a" bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesinin (b) bendi uyarınca Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.