İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1) İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2017/311 Esas, 2019/770 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/393 Esas, 2021/61 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62/1,50/1-a maddeleri gereğince 75 tam gün karşılığı 1.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eylemin kasten gerçekleşmediği, katılanın beyanlarının çelişkili olduğu ve sair hususlara ilişkindir.
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesi kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, noter başkatibi olan sanık hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesi ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.