SUÇLAR: Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1. Sanık hakkındaki kamu malına zarar verme suçu bakımından katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkının bulunduğu, Adalet Bakanlığına kovuşturma evresinde yöntemine uygun şekilde 5271 sayılı Kanun'un 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle sanık hakkında açılan davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında; yasa yollarına başvurma hakkı bulunan ve yokluğunda hüküm verilen suçtan zarar gören kuruma hükmün tebliğinin gerektiği gözetilerek, söz konusu eksikliğin giderilmesi amacıyla inceleme konusu gerekçeli kararın adı geçen kuruma tebliğ edilmiş olması durumunda buna ilişkin tebligat parçasının dosyasına eklenmesi, aksi halde gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde suçtan zarar gören kuruma tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesi,

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.02.2022 tarihli tebliğnamesi ile, sanık müdafinin, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi ile ilgili görüş bildirildiği; ancak sanık ...'ın da 05.11.2021 ve 08.11.2021 tarihli dilekçeleri ile hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; sanığın hakkında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi ile ilgili ek tebliğname düzenlenmesi,
3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığından; katılan ...'nun yokluğunda verilen kararın en son bildirdiği adresten farklı bir adreste tebliğ edilmesi sebebiyle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; gerekçeli kararın öncelikle katılan ...'nun bildirdiği en son adresine başvurabileceği kanun yolları ve başvuru süresini bildirir biçimde usulüne uygun olarak tebliğinin yapılması, bu adresine tebliğ yapılamaması halinde katılanın güncel MERNİS adresine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebellüğ belgesi ile verilmesi hâlinde temyiz dilekçesi de eklendikten sonra bu hususta ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.