Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- Suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu için kanunda belirlenen ceza miktarının alt sınırının 2 yıl olduğu gözetilmeksizin, mahkemesince alt sınırdan ceza takdir edildiğinin belirtilmesine rağmen, sanık hakkında 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,

2- Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 15.09.2020 tarihli bozma ilâmı öncesi yapılan yargılamada sanığın işlediği hırsızlık suçundan neticeten 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, bu hüküm aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek, sanık hakkında tayin olunan cezanın 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği 11 ay 20 gün hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.