SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret, cinsel taciz
HÜKÜMLER: Beraat, ret
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 10.01.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/3631 Karar sayılı ek kararın; karar tarihi itibariyle temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz eden katılan vekilinin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mihalıççık Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2016 tarihli iddianamesiyle suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel taciz, hakaret, silahla tehdit suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli ve 2016/122 Esas, 2018/21 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel taciz, hakaret, silahla tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/3631 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında, cinsel taciz, hakaret ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar verilmiş ve suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 06.12.2018 tarihli kararını katılan ... vekilinin temyiz etmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/3631 Karar sayılı ek kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuk hakkında ceza tayin edilmesi gerektiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Dava konusu olay, suç tarihinde okuldan çıkıp eve doğru giden mağdurun arkasından gelen suça sürüklenen çocuğun mağdurun omzuna dokunarak durmasını söylediği, arkasına bakan mağdura "adın ne, nerede oturuyorsun, facen var mı?" şeklinde sorular sorduğu, suça sürüklenen çocuğun mağduru kolundan tutmak suretiyle hürriyetini ksııtladığı ve " kes sesini, bağırma, a... koyduğum" şeklinde sözler söyleyerek hakaret suçunu, yerdeki taşı göstererek "bağırırsan kafana atarım" diyerek tehdit suçunu ve mağdurun peşinden koşarak "güzelim seni takip edeyim mi" sözleri ile cinsel taciz suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediği, ancak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.10.2016 tarihli rapordan ve yine 08.01.2018 tarihli sosyal inceleme raporundan ve yakalama sonucu beyanını alan mahkeme gözleminden suça sürüklenen çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını yaşıtları düzeyinde algılayamadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, ancak sosyal inceleme raporu dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince;"...Cinsel taciz, hakaret ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümlere ilişkin istinaf incelemesi yönünden, ilk derece mahkeme kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, TCK 31/2 maddesinin kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hareket unsuru, kişinin hareket özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Somut olayda suça sürüklenen çocuk katılanın kolunu tutmuş, katılan kolunu çekerek suça sürüklenen çocuğun yanından uzaklaşmış dolayısıyla katılanın hareket özgürlüğünün engellenmediği anlaşılmış, hal böyle olunca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları oluşmadığından bu suçtan beraatine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş..." şeklindeki gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet kararı kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuk hakkında, cinsel taciz, hakaret ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, katılan ... vekilinin bu kararı temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
A. Suça sürüklenen çocuk hakkında cinsel taciz, hakaret ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme karşısında 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
Dava dosyası içeriği, suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmaları, mağdur beyanları, mağdura ait adli rapor, tanık anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, suça sürüklenen çocuğa ait sosyal inceleme raporu, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen doktor raporları ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... vekilinin, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuk hakkında ceza tayin edilmesi gerektiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
A. Suça sürüklenen çocuk hakkında cinsel taciz, hakaret ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümler yönünden,
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/3631 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
B. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden,
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/3631 Karar sayılı kararında katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2024 tarihinde karar verildi.