Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davanın kısmen kabulü
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine davacı hakkında Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız el koyma nedeniyle 591.404 TL maddi, el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 556,760 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce '' 1-)Tazminat talebine konu araç üzerinde yakalama ve haciz kayıtları bulunduğu anlaşılması karşısında, bu kayıtların esası araştırılarak mahrum kalınan kârın elkoyma işleminden mi yoksa haciz işlemlerinden mi kaynaklandığının tespiti ile sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmemesi,
2-)Haksız el konulan tankerin, işleminin yapıldığı tarihten önce sadece davacıya ait olan istasyonun petrol ürünlerini mi taşıdığı yoksa ticari amaçla nakliye işi yaparak mı gelir elde ettiğinin tespiti ile sadece istasyon adına taşıma yaptığının belirlenmesi halinde el konulan tanker yerine ikame araç bulunup bulunmadığının araştırılması, ticari amaçlı nakliye işi yaptığının tespiti halinde ise şirketin yıllık vergi kayıtları ve ticari defterleri incelenerek, bu süre içerisinde ne kadar akaryakıt taşıdığı, nakliye işinden ne kadar kazanç sağladığı hususları araştırılıp, diğer yandan ticaret odasından, ve şoförler odasından dava konusu marka ve model tankerlerin ne kadar süreklilikle bu işi yapabildiği, giderleri çıkardıktan sonra sefer başı ne kadar kazanç sağlandığı hususu da sorularak el koyma sebebi ile oluşan kazanç kaybının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde maddi tazminata karar verilmesi'' nin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile hüküm bozulmuş, bozma ilamı üzerine mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6114,04 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz istemi davanın reddine karar verilmesi, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, tazminat miktarının fazla olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Tazminat talebinin dayanağı olan Seydişehir Ceza Mahkemesinin 2008/158 Esas – 2012/161 Karar sayılı dosyası kapsamında, davacının yetkilisi olduğu şirkete ait yakıt tankerine kaçak akaryakıt taşıdığı gerekçesi ile 13.11.2006 tarihinde el konduğu, yapılan yargılama sonunda davacının (sanığın) beraatine karar verildiği, beraat kararının 27.11.2014 tarihinde kesinleştiği, mahkemece 23.01.2015 tarihli ek kararla davacıya ait tankerin iadesine karar verildiği, el koyma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, mahkemece ilk haciz işlemi yapıldığı tarih, haksız el koyma tarihi ve davacının suça konu aracın kayıtlı olduğu şirketteki hisselerinin devredildiği tarih dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu, tazminat hesabında davacının ispatlayamadığı zararın dahil edilmediği, aracın geç teslim alınmasında davacının kusuru bulunmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.09.2024 tarihinde karar verildi.