İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2018 tarih, 2018/323 Esas 2018/765 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.07.2019 tarih, 2019/426 Esas 2019/1147 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.01.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,

1. Usule ilişkin itirazları konusunda bir karar verilmediğine,

2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"Mütevellilerin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 24.11.2017 tarih, 2017/2731 E. ve 2017/2906 sayılı Kararında belirtildiği üzere; örgüt dilinde, dini sohbet toplantıları dışında örgütün hayatiyetini devam ettirebilmesi için bir üst katmanda olup örgüte maddi ve ayni destek sağlamakla kalmayıp, bu tür destek sağlayabilecek kimseleri tespit ederek örgüte kazandırmaya çalışan, örgüt içinde özellikli ve ayrıcalıklı olarak konumlandırılmış, örgütün gerçek amacına vakıf, bu amaç doğrultusunda kendilerine sorumluluk yüklenmiş kişilerin oluşturduğu topluluğa dahil kimseler olduğu, sanığın da, gerek kendisinin verdiği, gerekse etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelere göre; dini sohbet toplantıları dışında mütevelli tabir edilen kişilerin oluşturduğu grupta bulunup, bu toplantılara, yurt içi ve dışına yapılan gezilere katıldığı, örgüte burs, himmet, kurban adı altında destek sağladığı, kendisi ile beraber giden tanıkların beyanı ve diğer tanıkların anlatımlarından anlaşılacağı üzere örgüt lideri ... ile görüşmek üzere Amerika'ya gittiği ve görüştüğü, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden soruşturma yürütülen çok sayıda kişi ile iletişimleri olduğunun HTS kayıtları ile sabit olduğu, örgüt lideri örgütle bağlantılı dernekte kapanana dek denetleme kurulu üyesi olarak faaliyette bulunduğu, örgütle iltisaklı olması sebebiyle kapatılan Özel Birlik Kolejinin hisselerini bedelsiz olarak devraldığı, bu tarz devirlerin örgüte bağlılığı, sadakati tam olan, güven duyulan kişilere yapıldığı değerlendirilmekle, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetler içerisinde yer almak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığı anlaşıldığından, eylemine uyan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer ile sanığın örgüt içerisindeki konumu, kastının ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan kısmen uzaklaşılması suretiyle cezalandırılmasına, sanığın terör suçu ile cezalandırılmış olması nedeniyle cezasında yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın yakalandıktan sonra samimi olarak beyanda bulunarak örgüte ne şekilde katıldığı, katılımına kimlerin vasıta olduğu, örgütte bulunduğu süre içerisinde diğer örgüt mensupları hakkında konumuna uygun bilgi verdiği, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunarak samimi olarak pişmanlık duyduğunun anlaşılması karşısında cezasından TCK'nın 221/4 maddesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen cezanın, sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak cezasında, TCK'nın 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suç tarihinin 06.12.2016 yerine 05.12.2016 olarak belirlenmiş olmasının yazımdan kaynaklı maddi hata olduğu ve mahallinde düzeltilmesi mümkün görülerek; CMK'nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK'nın 303 üncü maddesi gereğince hükümde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair paragrafın tamamının hükümden çıkartılarak yerine "Sanığın örgüt mensubu suçlu olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," paragrafının eklenmesi dışında başkaca bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın isminin vekaletnameli müdafiinin süresinde sunduğu temyiz dilekçesinde maddi hata sonucu "İbrahim Arabacı" şeklinde yazım yanlışlığı yapıldığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, örgütteki konumu ve faaliyetleri göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,

2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar).
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; soruşturma aşamasından itibaren örgüt mensupları ve kişisel faaliyetleri ile ilgili bir takım bilgiler veren sanık hakkında TCK'nın 221/4-2 cümlesinin uygulanıp üst hadden indirim yapılması gerekirken sanık hakkında yazılı şekilde kurulan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.07.2019 tarih, 2019/426 Esas 2019/1147 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.