SAYISI: 2022/İHK-21445
SAYISI: K-2022/27939
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.06.2017 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıya başvuru tarihini takip eden onbeşinci günün bitiminden itibaren işleyecek yasal veya ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sunduğu maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davacının dosyaya sunduğu raporda belirtilen arazlar ile kaza arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ara karar ile yeni bir rapor alınmasına karar verildiği, ara karar uyarınca adli tıp uzmanları ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 08.01.2022 tarihli raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davalı ... şirketinin sorumluluğunun oluşmayacağının tespit edildiği, söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 08.01.2022 tarihli raporun hatalı olduğunu, davacının dosyaya sunduğu 03.05.2021 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 22 oranında olduğunun tespit edildiğini, söz konusu raporun davacının muayenesi yapılmak suretiyle hazırlandığını, hüküm kurmaya elverişli olduğunu, raporlar arasında çelişkinin giderilmesi için yeni bir sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan 08.01.2022 tarihli rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davalı ... şirketinin sorumluluğunun oluşmayacağı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının dosyaya sunduğu Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 03.05.2021 tarihli raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesinin isabetli olduğu, söz konusu rapora göre davacının anksiyete bozukluğu nedeniyle % 20, skar(yara) izi nedeniyle % 2 olmak üzere toplam % 22 oranında maluliyetinin bulunduğu, ancak raporda anksiyete bozukluğu ile kaza arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda yeterli değerlendirme yapılmadığı, yine kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ekindeki Özür Oranları Cetvelinde yer alan “Deri Bölümü-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken söz konusu skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplaması şartının bulunduğu, raporda bu yönde de bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin tespit edildiği anlaşılmış olup raporun bu yönden de anılan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, adli tıp uzmanları ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 08.01.2022 tarihli raporun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ve davacının güncel muayenesi yapılmaksızın tedavi belgeleri incelenmek suretiyle hazırlandığı, söz konusu raporda davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, anılan rapor hükme esas alınarak başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bu raporun da yukarıda değinilen sebeplerle hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporları hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Şu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “anksiyete bozukluğu” ve skar (yara) izi nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, anılan arazların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, raporda belirtilen arazların süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı ile cildiye/plastik cerrahi uzmanın da bulunduğu heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.