İstinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanun (3402 sayılı Kanun) uygulamasına esas olmak üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesi hükmüne göre 1996 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 26.12.1996 - 24.01.1997 tarihleri arasında ilan edilen arazi kadastrosu, 2018 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde, Düzce ili Cumayeri ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kanun uygulamasına esas olmak üzere 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulamalarının yapıldığını, bu çalışmalar sırasında orman olan yerlerin de özel mülkiyete konu edildiğini, davalı ... adına fındıklık vasfıyla tescil edilen daha sonra diğer davalıya satılan dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, tapuya tescil edilmesinin de niteliğini değiştiremeyeceğini, Çevre ve Orman Bakanlığı Orman Genel Başmüfettişliğince düzenlenen 04.04.2014 tarihli ve 04 sayılı Müfettiş İnceleme Raporunda belirtildiği üzere taşınmazın idari yoldan Hazineden tahsisinin istendiğini ancak sonuç alınamadığını, orman vasfında olmasına rağmen özel mülkiyete konu edilen dava konusu Düzce ili Cumayeri ilçesi ... köyünde fındıklık vasfı ile davalı ... adına kayıtlı olan 124 ada 113 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, diğer davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; kesinleşmiş orman tahdit haritası ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu taşınmazın hükümde belirtilen kısmının bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle 2/B madde kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı anlaşılmakla birlikte, bunun hatalı olduğu ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu tespit edildiğinden, davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli taşınmazın orman yüksek mühendisleri ve harita mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 17.04.2018 tarihli rapor ve ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen Düzce ili Cumayeri ilçesi ... köyü, ... mevkii, 124 ada 113 parsel sayılı taşınmazın 5.605,96 metrekarelik kısmının davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısma aynı adanın takip eden en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, orman yapılan kesimin beyanlar hanesinde bulunan tüm ipotek ve şerhlerin silinmesine karar verilmiş, kararın davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 124 ada 113 parsel sayılı taşınmazda bilirkişi raporlarında (B) harfi ile gösterilen kısmın orman kadastro komisyonlarınca 2/B madde niteliğiyle orman sınırları dışına çıkartılmadığı da dikkate alınarak kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan yerlerden olduğu belirlendiği, yine 124 ada 113 parsel sayılı taşınmazda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısmın 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında 135 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan ve kadastro ekiplerince bu şekilde askıya çıkartılan yerde kaldığı, Orman İdaresince bu çalışmalara karşı süresinde itiraz edilmediği ve Orman İdaresinin dava açtığı tarihte 2 nci maddesi uygulamasına itiraz süresinin dolduğu ve çalışmaların kesinleştiği ayrıca komisyon üyeleri ve kadastro ekipleri hakkında çekişmeli taşınmazların bulunduğu Mısırlı köyünde yapılan 2 nci madde çalışmalarının, hukuk ve ceza davasına konu olmadığı gibi davacının da çekişmeli taşınmazların eylemli orman vasfı yönünden bir iddiası bulunmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ... İdaresi ve davalı ... vekillerinin istinaf başvuruları ayrı ayrı esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince, Mısırlı köyünde yapılan 2 nci madde çalışmalarının, hukuk ve ceza davasına konu olmadığından geçerli olduğu, orman tahdit haritasının kesinleştiği, kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu Düzce ili Cumayeri ilçesi ... köyü 124 ada 113 parsel sayılı bilirkişi raporlarına ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın orman kadastro komisyonlarınca 2/B madde niteliğiyle orman sınırları dışına çıkartıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dosya bilgileri incelendiğinde; yörede 3402 sayılı Kanuna esas olmak üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 26.12.1996 - 24.01.1997 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu, 2018 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi uyarınca uygulama kadastrosu bulunmaktadır. Orman kadastro çalışmaları, 3402 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre yapıldığından kesinleşmiş bir orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmadığı gibi, arazi kadastro ekibi tarafından orman kadastro çalışmalarına uyulmadığından ikmal edilmiş bir orman kadastrosu da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, taşınmazların 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılma işlemi münhasıran orman kadastro komisyonlarının görevi dahilinde bulunup, Mahkemelerin böyle bir görevleri bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın 2/B madde gereğince orman sınırları dışına çıkartılacak yerlerden olup olmadığı hususunda karar verilemeyeceği unutulmamalıdır. Bu durumda; taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususu ancak; İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun teknik bilirkişiler ve orman bilirkişileri ile yapılacak keşif sonrası, taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritalarının dairemizin yerleşik uygulamalarında anlatıldığı şekilde uygun incelenmesi sonucunda krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli sunulan raporlarla tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenen sonuca göre karar verilecektir.
Hal böyle olunca; yörede kesinleşen orman tahditi bulunmadığına göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunda; taşınmazların bulunduğu alana ilişkin 1944 ve 1966 tarihli hava fotoğrafları değerlendirilmek suretiyle yapılan inceleme sonucunda taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından, 05.09.2018 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda %40-42 meyilli olduğu belirtilmekle birlikte, 10.04.2018 tarihli orman yüksek mühendisleri ve harita mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın ortalama meyilinin %30-40 olduğunun belirtilmesi ve sonrasında 23.11.2020 tarihli orman yüksek mühendisleri ve harita mühendisi bilirkişi ek raporunda son olarak taşınmaz meyilinin %21 olduğu belirtilmekle taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre; parselin tamamı yönününden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve Kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/1 inci maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.