Taraflar arasında görülen davada Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 12/03/2020 tarih ve 2019/635 E- 2020/121 K sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı şirket vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkiline çağrı yapılmadığı için toplantılara katılamadığını, 03/04/2009 günlü ve 51 sayılı kararın ve bu karara dayanarak alınan 25/06/2009 günlü ve 2009/53 sayılı ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu 2009/51 sayılı genel kurul kararında ana sözleşmenin 10.maddesindeki hükmün değiştirilmesi ve 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı karar ile şirketin 2007 ve önceki yıllara ait olup şirket bilançosunda kayıtlı olan kârlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilave edilmesi kararlarının alınması için esas sözleşme ile ön görülen nisabın sağlanması gerektiği, ortakların ittifakıyla alınması gereken kararın oy çokluğuyla alınmış olması sebebiyle bu kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 03.04.2009 tarihli 2009/51 sayılı toplantıda ana sözleşmenin sermayenin artırılması başlıklı 10. maddesinde yapılan değişikliğin yoklukla malul olduğuna dair verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu gibi, davalı vekilince mazeret beyanı ile birlikte duruşma gününün tebliği için gerekli giderlerin de yatırılmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, 25.06.2009 tarihli 2009/53 sayılı genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Dava, 03.07.2009 tarihinde açılmıştır. Şirketin davacı ...’e karşı açtığı şirket ortaklıktan çıkarma davasının kabulüne dair karar 23.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Her nekadar davacı taraf şirket ortaklığından çıkmış ise de, Dairemizin 2018/835esas-2019/5869karar sayılı bozma ilamında da ifade edildiği üzere, yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.

Dava konusu, 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı toplantıda, şirket müdürünün seçimi, şirketin temsil ve ilzamı, şirketin temsiline dair ana sözleşme maddesinin tadili, şirket mali defter ve belgelerinin incelenmesine izin verilmesi, şirket müdürünün mal beyanında bulunması talebinin reddi ve şirketin 2007 ve önceki yıllara ait olup şirket bilançosunda kayıtlı olan kârlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilavesine karar vermek de dahil olmak üzere, bu konuda gereken işlemlerin en kısa zamanda ikmal edilmesine dair oyçokluğuyla kararlar alınmıştır. Şirketin 2007 ve önceki yıllara ait olup, şirket bilançosunda kayıtlı olan kârlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilavesine karar vermek de dahil olmak üzere, bu konuda gereken işlemlerin en kısa zamanda ikmal edilmesine dair gündemin ve toplantının 8. maddesinde yer alan düzenleme sermayenin artırılması niteliğinde olup, davacının işbu kararın yokluğunu istemekte hukuki yararı bulunmakla birlikte toplantıda alınan diğer kararlar ancak iptal davasına konu olabilecek mahiyettedir.
Ana sözleşmenin 10. maddesinde şirket sermayesinin arttırılması hususunda bütün ortakların ittifakla karar vermesi gerektiği yönünde düzenleme yer alırken, alınan diğer kararlarla ilgili ana sözleşmede ayrıca bir nisaba yer verilmemiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirketlere ilişkin düzenlemelerinde ise kanunkoyucu, olağan kararlar için 620. maddede, önemli kararlar için 621. maddede farklı nisaplar öngörmüştür.
Bu durumda mahkemece, 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı toplantıda alınan kararların niteliği ve aranması gerekli nisaplar itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılarak kararların yokluğu yada iptali gerekip gerekmediği sonucuna varılması gerekirken toplantıda alınan kararların tümüyle yokluğuna karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.