Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.11.2013 tarihli ve 2012/937 Esas, 2013/682 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında kalma ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.

2. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 01.11.2017 tarihli ve 2017/20890 Esas, 2017/22094 Karar sayılı kararıyla özetle; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca eylemin uzlaştırma hükümleri kapsamına alındığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/241 Esas, 2018/499 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suçu işlemediğine ilişkindir.

1. Sanığın, ... Oto Galerinin sahibi olduğu, katılanın, kendisine ait aracı satmak için araba pazarına götürdüğü, sanık vefat sebebiyle hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilen ...’ın, galerici olduklarını söyleyip katılana ait aracı satın almak için 55.000 TL'ye anlaştıkları, katılana 500,00 TL kapora verdikleri, kalan kısmı satış esnasında vereceklerini söyleyip katılan ile aracın devrini almak için .... Noterliğine gittikleri, katılanın aracının devrini noter vasıtası ile yaptığı ancak sanıkların, bankada sıkıntı çıktığını söyleyerek parayı daha sonra göndereceklerini beyan edip katılanı gönderdikleri ve katılanın bir daha kendilerine ulaşamadığı anlaşılmıştır.

2. Sanık suçu kabul etmemekle birlikte kendisinin komisyon karşılığında aracı olduğunu, katılanın, müteveffa sanık ... ile 50.000,00 - 55.000,00 TL ye anlaştıklarını ...'ın 100,00 TL kapora verdiğini ertesi gün katılan ile ...'ın notere gittiğini paranın geri kalanını ...'ın noterde katılana vererek aracı aldığını, aracın pazarlığının kendisine ait iş yerinde olması nedeni ile galerici olarak komisyonunu aldığını, pazarlığın ve para alışverişinin katılan ile ... arasında olduğunu, ... Otonun kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.

3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlı olup tanık beyanlarının katılan beyanları ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

4. Dava dosyasında mevcut 07.05.2012 tarihli araç satış sözleşmesine göre satıcı ...'e ait 34 (...) 98(...) plaka sayılı aracın ... Oto tarafından 500,00 TL'si kapora olarak alınmak sureti ile 55.000,00 TL'ye satışı konusunda anlaşma yapıldığı, sözleşmenin satıcı alacaklı olarak ..., alıcı borçlu olarak ... Oto tarafından imzalandığı belirlenmiştir
5. .... Noterliğinin 07 Mayıs 2012 tarihli Araç Satış Sözleşmesi ile söz konusu aracın ... tarafından ... 'ye satıldığı anlaşılmıştır.

6. Mahkemece taraflar arasında 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma yoluna gidildiği ancak katılanın kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı, dava dosyasında bulunan Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.

7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği de gözetilerek hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı ile hüküm sanık lehine bozulmasına hâlde bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/241 Esas, 2018/499 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yargılama giderlerine ilişkin paragrafın hükümden tamamen çıkarılması ve yerine; "Bozma sanık lehine olduğundan bozma sonrası yapılan giderlerin kamu üzerinde bırakılmasına," şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.