Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2020 tarihli ve 2019/129 Esas, 2020/280 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın aynı Kanun'un 51. maddesi gereği ertelenmesine hükmedilmiştir.
2) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2020/2418 Esas, 2020/2591 sayılı Kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz talebi; Covid-19 salgını nedeniyle tutuklu işler hariç duruşmaların ertelendiği dönemde savunması alınmadan karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına, para borcunun tanıkla ispat edilemeyeceğine, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, eksik inceleme yapıldığına ve sair hususlara ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği cihetle, iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadan, sanık hakkında yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte kanıt bulunduğu belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin sevk maddesi olarak gösterildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. madde ve fıkrası fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde-fıkra ve bendi uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.