Mahkûmiyet

Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, zamanaşımı süresince her zaman işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/464 Esas, 2016/354 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hakkında kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereği cezanın ertelenmesine ya da 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Sanığın, katılan ...’in kiracısı olduğu, ...'in sanığa herhangi bir borcu olmadığı hâlde sanığın, keşidecisi katılan ... ve lehtarı kendisi olan, her biri 1.500,00 TL bedelli suça konu 6 adet bonoyu ...'in bilgi ve rızası dışında düzenleyip keşideci imzasını kimliği tespit edilemeyen bir kişiye attırdığı ve bu bonoları katılan ...'ya kendisinden aldığı mal karşılığında ciro ederek verdiği, katılan ...’nın, bonolardan biri hakkında katılan ... ve sanık aleyhine Konya İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.

2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, katılanın olay zamanında yurt dışında olduğunu, taşınmazına doğal gaz tesisatı kurdurmak için senetlerin, imzalı fakat alıcı kısmı boş şekilde katılan tarafından kendisine gönderildiğini, sonra doğal gaz işinden vazgeçilince senetlerin kendisinde kaldığını, kendisinin de senetleri kendi borçları için kullandığını beyan eder.

3. Emniyet Genel Müdürlüğü İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 14.07.2015 tarihli; "... bonoların arkasında bulunan imzaların şüphelinin eli mahsülü olduğu, ancak bonoların ön yüzündeki borçlu imzalarının şüpheli ve müşteki imzaları ile ilgi ve irtibatlarının tespit edilemediği," görüşünü içerir Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur.

4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/464 Esas, 2016/354 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.