Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A.Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/206 Esas, 2016/681 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 13.03.2021 tarihli, 2016/304865 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

Olay tarihinde, ihbar üzerine yakalanan sanığın, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak, kardeşinin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanını kolluk görevlilerine ibraz ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın ikrarı, suça konu nüfus cüzdanının orijinal olduğuna, üzerinde tahrifat yapılmadığına dair uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurulup, sanığın kardeşine ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp, nüfus müdürlüğü aracılığıyla düzenlettirdiği nüfus cüzdanının sahte olduğu kabul edilerek, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

1. Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın adli sicil kaydında yer alan diğer ilamlarının tekerrüre esas alınıp alınmayacağı da değerlendirilerek sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.02.2012 tarih, 2012/1445-2013/54 ve 24.09.2013 tarih, 2012/1506-2013/391 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; resmi belgede sahtecilik suçu, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi bilerek kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle suç tamamlanacaktır. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanabilmesi için ise “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" zorunlu olup sahte resmi belgeyi düzenleyen ve kullanan kişinin aynı kişi olması durumunda ve sahte nüfus cüzdanının düzenlenip zaman içerisinde kullanılması eyleminde hukuki kesinti oluşmadığı müddetçe birden fazla sahtecilik eylemi değil, tek bir sahtecilik suçu oluşturacaktır.
Bu açıklama ışığında; sanığın kardeşine ait gerçek nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle 12.10.2015 tarihinde Rize Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek, suça konu nüfus cüzdanını düzenlettirdiği ve olay tarihinde ihbar üzerine kendisini yakalayan kolluk kuvvetlerine, suça konu belgeyi ibraz etmek suretiyle kullandığı somut olayda, eylemde hukuki kesinti meydana gelmediği ve buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak Mahkeme tarafından sanığın geçmişi, kişiliği, denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi nazara alındığında tekrar suç işlemeyeceği yönünden kanaat oluşmaması nedeniyle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanmadığı anlaşıldığından bu hukuka aykırılığın düzeltilerek Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/206 Esas, 2016/681 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 43 ncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın tamamen çıkarılması ve hüküm fıkrasının dördüncü paragrafındaki “1 yıl 13 ay hapis cezası” ibaresinin çıkartılıp yerine “1 yıl 8 ay hapis cezası” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.