Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2016/350 Esas, 2016/979 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Suç tarihinde kolluk görevlilerince yapılan kontrol sırasında sanığın sahte sürücü belgesinin ibraz ettiği, bu suretle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık aşamalarda yakalanmamak için tanımadığı bir kişiye yaptırdığı sahte sürücü belgesini kullandığını beyan ederek üzerine atılı suçu ikrar etmiştir.
3. Soruşturma aşamasında sanığın üzerinde ele geçirilmiş olan sürücü belgesi üzerinde yapılan kriminal incelemede; tamamen sahte oluşturulduğu ve aldatıcılık niteliğinin olduğu belirtilmiştir.
4. Mahkeme tarafından suça konu belge üzerinde yapılan gözlem ve kriminal inceleme ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde sanık hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "...T.C.K'nun 54. maddesine göre müsaderesine," ibaresinin çıkarılarak yerine "...dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresi eklenmek suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.