Hükmün açıklanması suretiyle atılı suçtan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Askeri Mahkemesinin, 30.12.2011 tarihli, 2011/637 Esas ve 2011/528 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 144. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1,50 ve 52. maddeleri uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Bu kararın, Askeri Yargıtay 1. Dairesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2013/1019 Esas, 2013/1076 sayılı Kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda değerlendirme yapılmasına imkan sağlamak amacıyla uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Askeri Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli, 2013/1592 Esas ve 2014/102 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir.
4.Sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli, 2019/1805 Esas ve 2020/1210 sayılı Kararı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 144. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62/1 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.
Sanığın temyiz istemi; disiplin cezaevine giriş ve çıkışa ilişkin infaz işlemlerinin kendi yetkisi ve görevi kapsamında olmadığına ilişkindir.
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesi kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu ve sanık hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. ve 326/son maddeleri gereği, farklı gerekçe ile Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.