İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2017/282 Esas, 2020/33 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçtan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) madde-fıkra ve bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.

2.Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 02.02.2021 tarihli ve 2020/914 Esas, 2021/265 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın, katılanın paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin dava açmak üzere 73.000,00 TL'yi masraf olarak aldığı halde dava açmayıp, masrafı da katılana iade etmediğine, bu bedeli iade etmemek için dava açtığını söyleyerek hayali dava tarihleri bildirerek katılanı oyaladığına ilişkindir.

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan tarafından 03.06.2014 tarihli vekaletname ile kamulaştırma bedelinin tahsiline ilişkin dava açmak üzere vekil tayin edilerek, masraf ve vekalet ücreti karşılığında 73.500,00 TL aldığı halde yaklaşık 10 ay süreyle dava açmadığı, durumdan şüphelenen katılanın talebi ile kamulaştırma bedelinin tahsili konulu dava açılacağının taahhüt edildiği 25.04.2015 tarihli Avukatlık Hizmet Sözleşmesi akdedildiği halde azledildiği 27.10.2015 tarihine kadar dava açmadığı gibi açtığını söyleyerek katılanı oyaladığı, durumun ortaya çıkması üzerine bundan sonra dava işlerinde dürüst olacağına ilişkin belgeyi imzalayarak katılana verdiğine dair iddiaların, tanık anlatımları, mesajlaşma içerikleri ve sanığın kaçamaklı ikrarı ile doğrulanması karşısında, dava açmadığı halde açtığını söyleyerek katılanı oyalamak suretiyle katılanın mağduriyetine neden olan sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğundan bu suçtan mahkumiyeti yerine, azil tarihine kadar sanık avukat tarafından hukuki iş ve işlemlerin yapıldığı şeklindeki dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.