Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-Dava, iş kazası nedeniyle % 6 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının 20.000,00 TL manevi zararının, davalı ... Müdürlüğünden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kısmen kabul kararı verilerek 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26/12/2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
HUMK'nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40.000.000 TL olan kesinlik sınırı 1.000.000.000 TL’ye (1.000,00-YTL) çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000.000.000.TL (1.000,00-YTL)’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı Yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-YTL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2011 yılında bu parasal sınır 1.540,00 TL.olarak uygulanmış olup temyize konu dava değerinin 1.540.00. TL.’sini geçmesi gerekir.
İnceleme konusu kararda 1.000,00 TL alacağın tahsiline ilişkin 29.03.2011 tarihli hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak manevi tazminata ilişkin mahkemece verilen hükme yönelik davalı ... Müdürlüğünün’nün temyiz dilekçesinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,

2-Davacının temyizine gelince;
Dava, iş kazası nedeniyle % 6 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan davacının manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatın 26/12/2008 tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.

.../...
-2-
Davacının 26.12.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında sağ el 4.parmağının kopması soncunda % 6 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacı işçinin % 60, davalı işverenin ise % 40 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 1.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu ortadadır.

O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı DSİ'nin temyiz dilekçesinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle REDDİNE, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine
20.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi