Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ile davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı lehine kullanım şerhi verilen 103 ada 2 sayılı parselin yüzölçümünün 480,00 m2 olması gerekirken, 117,90 m2 yüzölçümlü olarak eksik tespit edildiğini, ayrıca taşınmazın 1996 yılından beri zilyetliğinde olduğu ancak tespitte zilyetliğinin başlangıç tarihi olarak 2003 yılının yazıldığını beyanla bu hususların düzeltilmesi isteğiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davacının zilyeti bulunduğu 103 ada 2 parselin, 117 m2 dışındaki alanın Devlet Ormanları sınırları içerisinde kaldığından kadastro çalışması yapılmadığı, alanın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; "Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokisi taşınmazın hukukî durumu hakkında yeterli kanı uyandırmamaktadır. Davacının yan dava konusu taşınmazın eksik ölçüldüğünü iddia etmekte olup taşınmazın bir kısmının orman kadastro sınırları içinde kalıp kalmadığı hususu araştırılacak iken mahkemece mutabakat krokisine göre taşınmazın tamamen kesinleşen orman kadastro sınırlarında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bunun neden kaynaklandığı yargı denetimine olanak verecek şekilde açıklanmamış, yapılan keşfe yerel bilirkişi götürülüp, çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktaları tespit edilmemiş, uzman bilirkişiler tarafından zeminde orman sınır noktaları bulunmuşsa dahi bu husus da keşif tutanağına yansıtılmamış, ayrıca orman kadastro tutanakları, orman kadastro tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulanarak orman kadastro tutanakları da bu yolla desteklenmemiştir. Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama belirtilen bu yönler itibariyle eksik, yetersiz ve çelişiktir. Bilirkişinin yetersiz ve yargı denetimine olanak vermeyen raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamı gereğince celp edilen deliller ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının kullanımında olan ve krokide (A) harfi ile gösterilen 189,51 m2 lik alanın 2B kapsamında bulunduğu, yine davacı tarafından bahçe olarak kullanılan ve krokide (B) harfi ile gösterilen 220,74 m2 lik alanın ise orman içinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafça açılan davanın 2B kapsamında kalan alan olan 189,51 m2 lik alan yönünden davanın kabulüne ve bu alanın 2B kapsamında kalan alan olduğunun ve davacının kullanımında olduğunun tespitine karar verilmiş hüküm, davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.