İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli, 2020/107 Esas, 2020/120 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)149/1-c, 31/3,62. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2020/2324 Esas, 2022/563 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik eleştirerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebebi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, delil yetersizliğine, suça konu olan eşya değeri düşük bir eşya olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine, suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesine,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Mağdur ... 'ın yolda yürüdüğü sırada suça sürüklenen çocuk ...'ın yaşları büyük olması sebebiyle haklarında ayrı soruşturma yapılan arkadaşları ile birlikte mağduru durdukları,"sen Suriyelisin, Suriyeliler O...Çocukları" dedikleri ve mağduru itekleyip mağduru ve telefonunu yere düşürdükleri ve kaçıp gittikleri, mağdurun polise gidip suça sürüklenen çocuk ve yaşı büyük arkadaşlarında şikâyetçi olduğu, olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.

2. Şikâyetçinin kolluktaki beyanı dava dosyasında mevcuttur.

3. Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu kabul etmediği görülmüştür.

4. Tanık F.A.'ın beyanı, dava dosyasında mevcuttur.

5. Kolluğun düzenlediği 09.02.2020 tarihli tutanak, dava dosyasında mevcuttur.

6. Suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

Suça konu suç eşyasının satılması durumunda sadece satıldığı kişinin gösterilmesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Ceza Genel Kurulunun 2012/6-1232 Esas, 2013/106 Karar sayılı ilâmında ; "... 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı üçüncü bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan telefonu sattığı yeri göstermesi sonucu telefonun satın alınan kişiden alınarak mağdura iadesinin 168. madde anlamında sanık tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulü mümkün değildir. Sanığın telefonu sattığı yerden ücretini ödemek suretiyle geri alarak mağdura aynen iade etmesi veya sanık yada sanığın girişimleri sonucu üçüncü bir kişi tarafından telefonun bedelinin mağdura ödenmesi vb. hallerinde ancak 168. madde anlamında bir iade ve tazminden bahsetmek mümkündür. Aksi halde iyi niyetli üçüncü kişilerden malın iadesi suretiyle temini cihetine gidilerek mağdurun zararının giderilmesi durumunda, sanığın haksız biçimde sağladığı kazancının devam ettiği hususu gözardı edilmiş olur.
Zira, 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinin, ... pişmanlık sonucu gerçekleştirilmiş olan iade ve tazmini esas alan bir düzenleme olması karşısında, suçtan elde ettiği para halen kendisinde bulunan sanığın yalnızca telefonu sattığı yeri göstermiş olmasının pişmanlık olarak kabul edilmesi... kanun koyucunun amacına uygun olmayacaktır..." şeklinde bu durum açıkça gösterilmiştir. Bunun haricinde sanıkların, suça konu zararın giderildiğine ilişkin bir savunmaları veya iddiaları olmadığı dosyada bu yönde herhangi bir beyanda bulunmaması, karşısında etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayı veya araştırmayı gerektirecek bir durum bulunmadığından bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

1. Kararın Usul ve Yasa'ya Aykırı Olduğuna, Delil Yetersizliğine, Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine, Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; şikâyetçinin beyanı, suça sürüklenen çocuğun savunması ile Olay ve Olgular bölümünde gösterilen diğer deliller karşısında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Değer Azlığı Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Suça konu cep telefonunun 2008 yıl üretimli Samsung marka A7 model olduğu kolluğun düzenlediği 09.02.2020 tarihli tutanakta belirtildiği, bu bakımdan suç tarihi itibari ile nitelikli yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan değer azlığı hükümlerinin uygulanmaması yerinde olup değer azlığı hükümlerine yönelik kurulan hükümde temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2020/2324 Esas, 2022/563 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.