Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ve birleşen dosya davalısı Belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı ... vekili, tarafların ortak murisi tarafından satın alınan ve İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2013/605 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 9069 ada 15 parsel sayılı gayrimenkul üzerinde bulunan binada 1970 yılında iki dairenin davacı tarafından yapıldığının tespitini talep etmiştir. Birleşen dava dosyası ile asıl davada davalı olarak gösterilmeyen ancak dava konusu taşınmazın tapu kaydında paydaş olan Belediye yönündende 9069 ada 15 parsel sayılı gayrimenkul üzerinde bulunan binada iki dairenin davacı tarafından yapıldığının tespitini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Belediye vekili, taşınmazın üzerinde bulunan yapının kim tarafından yapıldığına dair Belediyede herhangi bir bilgi belge bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne, 9069 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zemin kat ve 1. Normal katın davacı tarafından yapıldığını ve davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Belediye vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin ve davalı Belediyenin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa'nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olayda, ortaklığın giderilmesi dava dosyası getirtilerek davalı Belediye yönünden davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği hususu araştırılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bununla birlikte muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Buna göre, somut olayda dava konusu muhdesatın değeri 39.000,00 TL olarak belirlendiği gözetilerek yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. maddesi uyarıca yargılama giderinden ve davacılar yararına takdir edilen vekalet ücretinden yukarıda ifade edilen ilkeler doğrultusunda her bir davalının sorumlu olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrıntılı ve infaza elverişli şekilde belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl davada davalılardan müştereken ve müteselsilen, birleşen davada tamamının davalıdan tahsiline ve ayrıca davacı lehine fazla vekalet ücretlerine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar vekilinin ve davalı Belediye vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.