Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, 403 parsel sayılı taşınmazın tamamını murisleriyle eklemeli olarak kadastro çalışmalarının yapıldığı 1954 yılından beri malik sıfatıyla nizasız fasılasız kullandığını, tapuda malik olarak gözüken Süleyman kızı Havva, Süleyman oğlu İlyas, Süleyman oğlu Ahmet ve Fatma'nın kim olduğu belli olmadığı gibi bu taşınmazda öteden beri bir ilgisi olan bu ad veya nam altında kimse olmadığını, öldüklerini izah ederek dava konusu taşınmazlarda Süleyman kızı Havva, Süleyman oğlu İlyas, Süleyman oğlu Ahmet ve Fatma adına olan tapu kaydının TMK'nin 713/2. maddesi gereğince iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. 12.06.2012 tarihli dilekçeyle Süleyman kızı Havva, Süleyman oğlu İlyas, Süleyman oğlu Ahmet yönünden davalarını atiye terk ettiklerini bildirmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar ... ve ..., davayı kabul ettiklerini bildirmiş; dahili davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının ... mirasçıları yönünden kabulüne, dava konusu 403 parsel sayılı taşınmazdaki ... mirasçıları Mesut, Metin ve Osman Tayfura ait 36/288 payın tapusunun iptali ile bu payın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer tüm davalılar yönünden davacının davasının HMK'nin 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan; “...maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan...” ve "...maliki yirmi yıl önce ölmüş..” bulunan hukuki sebeplere dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, tapuda kayıt maliki görünen (ve hakkında kabul kararı verilen) “Fatma”ya ait olduğu ifade edilen (hasımsız) mirasçılık belgesi ile yetinilerek sonuca gidildiği, kayıt malikine ait hasımlı veraset belgesi temin edilmediği anlaşılmaktadır. Tapudaki Fatma ile veraset ilamındaki ...'ın aynı kişi olup olmadığı hususu ise net değildir.
Kural olarak TMK'nin 713/2. maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK'nin 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir
Bu nedenlerle, somut olayda öncelikle kayıt maliki Fatma'nın hasımlı veraset belgesinin (hasım Hazine olacak) alınması için davacı taraflara süre ve imkan tanınması, malikin veraset belgesi alındığında ve mirasçılarının da olduğu anlaşıldığı takdirde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise bu durumda TMK'nin 501. maddesinin göz önünde tutulması gerekmektedir.
Mahkemece, kayıt maliki Fatma'ya ait hasımlı veraset belgesi alınmadan buna bağlı olarak taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek ölüm sebebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur.
Bununla birlikte, kayıt malikleri Süleyman kızı Havva, Süleyman oğlu İlyas, Süleyman oğlu Ahmet yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılan davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1. maddesi gereğince vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı olmuştur. Açıklanan bu sebeplerle, anılan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.