İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 gün ve 2017/13 E. - 2018/247 K. sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 09.12.2019 Tarih 2019/456 E. - 2019/611 K. sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02/01/2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Sanığın temyiz istemi özetle,
Bylock delilinin hukuka uygun olmadığına,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıktan el konulan dijitaller arasında bylock tespiti yapılan telefon cihazının bulunmadığı, dijital materyal incelemelerinin uzun süre alacağı ve sonuca etkili görülmediğinden inceleme sonuçlarının beklenmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir.
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi iddiasıyla ilgili olarak ilk tespit tarihi 06/05/2015 olmak üzere ... IMEİ numaralı telefon ile ... numaralı GSM hattı üzerinden 274 kez 46.166.164.181 nolu bylock IP'sinden sinyal aldığı,
Sanığın görüşme HTS'lerinin bazları ile CGNAT bazlarının uyumlu olduğu, bylock tespit ve değerlendirme tutanağında, ID numarasının "389479", kullanıcı adının "kaplan04", şifresinin "qwerasdf1!" olduğu, bylock mesajlaşmalarında sanığın "bu haftasonu bizimkiler Malatya'dan geliyor. Hafta içi görüşebilir miyiz" şeklinde ... ID numaralı kullanıcıya mesaj gönderdiği, sanığın nüfusa kayıtlı olduğu ve doğum yeri Malatya ili olduğu anlaşılmakla, bylock programının sanık tarafından kullanıldığı bu şekilde teknik veriler ile ispatlamıştır. Dolayısıyla sanığın bylock programını kullanmadığına dair savunması suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığından itibar edilmemiştir.
Sanığın üzerine kayıtlı ve kullanımında olan telefon hattı üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı bylock programını kullanmak suretiyle örgüt hiyerarşisine dahil olup, emir ve talimata açık hale geldiği, bylock programının kullanım süresi ve örgüt faaliyetlerinin bylock programı kullanılarak haberleşmenin sağlanıyor olması, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurumlarda çalışmış olması gözetildiğinde eylemlerinde süreklilik ve çeşitlilik olduğu, yukarıda açıklandığı şekilde silahlı FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varıldığınından aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir."
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, somut olayda dosyada sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; dosyada yer alan bylock tespit ve değerlendirme tutanağına kayıtlı "Salih" adlı şahıs hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise aşamalardaki ifade örneklerinin getirtilerek incelenmesi ve duruşmada tanık sıfatı ile dinlenmesi suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarih 2019/456 E. - 2019/611 K. sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.