Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez müdahil davalı Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında paftasında "çalılık" olarak gösterilip tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, fen bilirkişi raporu ve eki krokide 2.085,56 metrekare yüzölçümlü olarak gösterilen taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2019 tarihli ve 2016/14934 Esas, 2019/9162 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın davacının murisi babasından davacı ve tanık olarak dinlenen kardeşi ...'e kaldığı, taşınmazın yazlık-kışlık sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılarak tarımsal üretim yapmak amacıyla kullanıldığı, taşınmaz üzerinde bulunan iki adet elma ağacının ve fındık ocaklarının 20-25 yaşlarında, erik ağaçları ile bir adet elma ağacının 30-35 yaşlarında, ceviz ağacının 35-40 yaşlarında oldukları, hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 22/12/2021 tarihli rapor uyarınca dava konusu taşınmazın marjinal tarım arazisi olduğu ve en az 20-25 sene önceden imar ihya ve ıslah edilerek bahçe olarak kullanıldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazda davacı ve murislerinin 20 yılı aşkın malik sıfatıyla ve ekonomik amacına uygun zilyetliklerinin bulunduğu, hükme esas alınan orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor uyarınca taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğu, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen koşulların oluştuğu, her ne kadar taşınmaz davacının murisi tarafından davacı ve kardeşi ... e bırakılmış ise de keşifte tanık olarak beyanı alınan ...'in taşınmazın tamamının davacının adına yazılmasını kabul ettiğini beyan ettiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile "1-Davanın KABULÜ İLE; Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Köyü hudutlarında bulunan doğusunda 232 ada 1 parsel (eski 1400 parsel), batısında 231 ada 1 parsel (eski 1444 parsel), kuzeyinde 317 ada 1 parsel, güneyinde yol bulunan, fen bilirkişileri ... ve ...tarafından düzenlenen 14/07/2021 tarihli rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 1820,52 m² lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili (zilyetliğe dayalı) istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.