Davanın kısmen kabulü
Başkanlığı vekili, Davalı Hazine vekili, Davalı ... İdaresi vekili
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı Havva Yüksel ve arkadaşları 29.08.2007 tarihli dava dilekçelerinde; Terme ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan sınırlarını bildirdikleri taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medenî Kanunun (4721 Sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ve fen bilirkişinin 13.12.2012 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 41.901 m2'lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 31.726 m²'lik kısmın ayrı ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle tarla vasfıyla davacılar adına ...'in veraset ilâmındaki belirlenen hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki karar, davalılar Hazine, DSİ, Terme Belediye Başkanlığı ve ... vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2017 gün ve 2015/14053 Esas, 2017/3109 Karar sayılı ilamıyla onandıktan sonra davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı Dairenin 16.10.2017 tarihli ve 2017/8110 Esas, 2017/7804 Karar sayılı ilamıyla; "Tescile konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; hükmüne uyulan bozma ilamında 40/100 araştırması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde mahkemece sınırlamalar aşılarak karar verildiği, tescile konu (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların ortasında DSİ'ye ait drenaj kanalı, doğusunda ise DSİ'ye ait sulama kanalı bulunduğu halde ziraat bilirkişi raporunda (B) ile işaretlenen taşınmazın hangi sebeple kuru tarım arazisi olduğu yönünde açıklama yapılmadığı, 5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisinin; tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığı belirtilerek, aynı çalışma alanında sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm taşınmaz verilebileceğinden mahkemece (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların 5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümleri gözetilerek sulu veya kuru tarım arazisi olup olmadıklarının araştırılması ve oluşacak sonuca göre 3402 S. K. 14/1 maddesindeki sınırlamalar gözetilerek karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " ... tüm dosya kapsamı DSİ Drenaj kanalı niteliği birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere DSİ kanalı dışında olan 73.627 m2'lik kısmın kuru tarım arazisi vasfında olduğu ve 100 dekar normunun aşılmadığı" gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne ve Samsun ili Terme ilçesi ... Köyü ... mevkiinde bulunan fen bilirkişisinin 13.12.2012 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 41901 m2'lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 31726 m2'lik kısmın ayrı ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacılar adına muris ...'in veraset ilamındaki belirlenen hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu ve 3402 sayılı Kanun' un 14 ncü maddesindeki 100 dönüm norm sınırının aşılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dosyada mevcut Terme İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü' nün 28.09.2018 tarih ve 2018/33 Esas sayılı yazısında dava konusu taşınmazların sulanabilir tarım arazisi vasfında olduğu bildirilmiş olup, taşınmazların içinden DSİ drenaj kanalının geçtiği de gözteldiğinde, taşınmazların 5403 sayılı Kanun' un 3j maddesinin " Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazileri, ... ifade eder." ve Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. Maddesinin 2 ve 3 ncü fıkralarının " (Değişik fıkra: RG-26/09/2005-25948) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 3 üncü maddesinin (j) bendinde; sulu tarım arazileri, tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığıaraziler olarak tanımlanmıştır.
(Ek fıkra: RG-26/09/2005-25948) Buna göre; Tarımı yapılan bitkilerin çeşidine göre büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun yeterli olduğu, su kaynağının yeterli sulamaya uygun olduğu ve yeterli miktarda su olduğu, kontrollü bir şekilde sulama ihtiyacının karşılandığı hususları ilgili tarım müdürlüklerince tespit edilmiş alanlardaki araziler sulu tarım arazisi, bu alanlar dışındaki araziler ise kuru tarım arazisi olarak değerlendirilecektir." hükmü karşısında sulu tarım arazisi niteliğinde olduklarının kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; dosya kapsamına göre çekişmeli taşınmazların davacıların murisi ...'den kaldığı ve murisin 1986 tarihinde vefatından sonra terekesinin taksim edilmediği anlaşılmakta olup, buna göre ... mirasçısı olan davacıların, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14 ncü maddesinin "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. " hükmü uyarınca, sulu arazi niteliğindeki çekişmeli taşınmazlarda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden 40 dönüm taşınmaz edinebilmelerinin hukuken mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların sulu tarım arazisi niteliğinde oldukları ve muris ...'in 1986 tarihinde vefatından sonra terekesinin taksim edilmediği, bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14 ncü maddesi uyarınca, muris ... mirasçısı olan davacıların, sulu arazi niteliğindeki çekişmeli taşınmazlarda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden 40 dönüm taşınmaz edinebilecekleri gözetilmek suretiyle, refakate alınacak fen bilirkişi marifetiyle taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı ve davacı taraftan 3402 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi hükmü uyarınca tercih hakkı da sorularak belirlenecek 40 dönümlük taşınmaz bölümünün davacılar adına, Türk Medeni Kanunu' nun 713/6 ncı maddesi uyarınca davalı Hazinenin karşı tescil talebinde bulunmuş olması nedeniyle geriye kalan taşınmaz bölümünün ise davalı Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, dava konusu taşınmazların niteliği hususunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.