Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 21.12.2018 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu motosiklete plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir otomobilin çarpması sonucu gerçekleşen trafik kazası sonucu yaralandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve arttırılmış haliyle 141.780,32 TL sürekli iş görmezlik tazminatının 16.04.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline usulünce yapılan başvuru bulunmadığından müvekkilinin temerrüdü oluşmadığı gibi, temerrüt oluşmadan ticari arabuluculuğa başvurmanın mümkün olmadığını, dava şartının oluşmadığını, davacı tarafın zararın trafik kazası sonucu meydana geldiği ve karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ispatlaması gerektiğini, avans faizi talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının motosiklet kullanırken plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu yaralandığı, yaralanma sonucu %9 oranında maluliyetinin oluştuğu, bilirkişi raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 141.780,32 TL, geçici iş göremezlik zararının 9.208,48 TL olduğu, davadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği nedeniyle davacının bakiye zararının bulunmadığı gerekçesiyle davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, sürekli iş göremezlik talebinin kabulüyle 141.780,32 TL maddi tazminatın 02.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde;davacının davalı kurum dışında kendisi tarafından ücret karşılığı alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının 16.12.2019 tarihli maluliyet raporu ile dava açma yönüne gittiği, bu raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e aykırı olduğu, bu raporun kurum tarafından talep edilmesi sonucu düzenlenmesi gerekirken davacının kendi başvurusu sonucu düzenlenmiş olduğu, raporu oluşturan kurulun usulünce teşkil etmediği, bu raporun değerlendirmeye alınamayacağı, davacı tarafın dava yoluna gitmeden önce poliçe genel şartlarında yazılı belgelerin tamamını sigortacıya sunmak zorunda olduğu, davacı tarafın davalı kurumun yazısı dışında rapor sunmadığı için başvuru şartlarını yerine getirmediği, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşmediği, davacının yaralanmasına meçhul bir aracın sebep olduğu iddiasının ispatlanamadığı, muaccel olmayan alacak için arabulucuya başvurulamayacağından dolayı arabuluculuk ücretinden davacının sorumlu olması gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir.
davalı ... tarafından teminat altına alınan aracın karıştığı 21.12.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
4.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.