İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde özetle; taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde bulunduğunu, öncesi itibariyle orman olduğu gibi eylemli durum itibariyle de orman niteliğine haiz olduğunu, orman nitelikli taşınmazların, zilyetliğe dayalı kazandırıcı zaman aşımı yolu mülkiyet edinmeye yasal olanağın olmadığını, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanılamayacağından, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının hukuken orman sayıldığı için orman sayılan veya orman rejimine giren yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını, yine ormanlar üzerinde şerh de bulunamayacağını öne sürerek çekişmeli ... Köyü 112 ada 7 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğinde olan kısmının tapu kaydının iptal edilerek orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın tapu kaydı üzerinde üçüncü kişiler ya da kurumlar lehine şerh bulunması halinde bu şerhlerin tamamen terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere; dava konusu ... Köyü'nde orman kadastrosu yapıldığı, orman kadastrosunun aplikasyonunun yapılması ile dava konusu 112 ada 7 nolu parselin (A) harfi ile gösterilen bölümünün 1945 yılından beri kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde, orman sayılan alanda kalan, orman sayılan alan olduğu, (B) harfi ile gösterilen bölümüne ait tapunun 1945 yılından beri kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kalan orman sayılmayan yer olduğu anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer vasfının değişmeyeceği, geçmişinde orman olan yerin zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı gibi orman sayılan yer üzerinde oluşturulan tapunun da yolsuz tescil niteliği taşıdığı, tapu kaydına itibar edilemeyeceği, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, (Yargıtay H.G.K.'nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 ile 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu) anlaşıldığı" gerekçesi ile "1-Davanın KABULÜNE, 2-Davaya konu Yalova ili, Merkez ilçesi, ... köyü, 112 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın 10/03/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle işaretli 1.738,81 m2 lik kısmının tapu kayıtlarının ifrazen iptali ile orman vasfıyla hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, 3-Bu kısım üzerindeki şerh ve takyidatların terkinine" karar verilmiş; hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Dava; kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu, sonrasında 29/12/1982 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, sonrasında 07/09/1989 tarihinde işe başlanılarak sonuçları 04/12/1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlandırma yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Çekişmeli eski 44 yeni 112 ada 7 parsel sayılı 2449,92 yüz ölçümündeki taşınmaz davalı gerçek kişi adına tapuya kayıtlı olup anılan taşınmaz yönüyle kadastro tespitinin 02/08/1969 tarihinde hükmen kesinleştiği anlaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve harita bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi rapor eki haritada A harfi ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunun anlaşılmasına, öte yandan getirtilen karar örneği incelendiğinde davacı ... Yönetimi tescile esas hüküm dosyasında taraf olmadığından kesin hükmün de bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.