Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.12.2015 tarihinde müvekkili sürücünün sevk ve idaresindeki araç ile seyir ettiği sırada plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen firari aracın arkadan çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22.10.2020 tarihli dilekçesi ile, 100,00 TL olan dava değerini, 289.900,00 TL artırarak toplam 290.000,00 TL olarak belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, müvekkiline sorumluluk yüklenebilmesi için kazaya karıştığı iddia olunan plakası tespit edilemeyen ikinci motorlu aracın varlığının ve olaya dahlinin somut olarak ispat edilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında ikinci bir araçtan söz edilmediğini, soruşturma dosyasında davacının tek şüpheli olarak gözükmekte olduğunu, davacının kendi kusuruyla meydana getirdiği olayda tazminat talep etmesinin kabul edilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen firari araç sürücünün asli kusurlu ve kusur oranının %100 olduğu, davacı motosiklet sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 24.06.2020 tarihli raporunda davacının tüm vücut özürlülük oranının %47, iyileşme süresinin 12 ay olarak belirlendiği, dosyada alınan hesap raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 290.000,00 TL maddi tazminatın 11.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğu hususunun somut delilerle ispatlanamadığını, dava dosyasında mevcut trafik kazası tespit tutanağı ve diğer somut belgelerde ikinci bir aracın varlığının kanıtlanamadığını, Adana Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda davacı dışında sürücü ve araçtan bahis edilmediği gözetildiğinde meçhul şüpheli araç bulunduğunun ispat edilmediği halde böyle bir araç varmışcasına ... aleyhine hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, sadece davacı yanın soyut beyanı ile çelişkili tanık ifadelerine istinaden plakası tespit edilemeyen bir aracın kusuru ile olaya sebep olduğu kanaatiyle hüküm kurulmasının eksik incelemeyle karar verildiğinin göstergesi olduğunu, genel şartlar gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan ve vekil eden sorumlu olmadığı halde geçici iş göremezlik yönünden karar verildiğini, müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, taraflarına tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı beyan süresi tamamlanmadan karar verildiğini, tahsiline karar verilen tazminat yönünden faiz başlangıcının hatalı olarak hesaplandığını ileri sürerek İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/12974 soruşturma sayılı dosyasında alınan tanık beyanlarında tanık Fatih Kılınç'ın plakasını görmediği bir aracın motosiklete çarptığını gördüğünü beyan ettiği, diğer tanık Sadık Pamuk'un ise motosikletin arkasında gitmekte olan plakasını bilmediği aracı gördüğünü söylediği, bu haliyle kazaya plakası tespit edilemeyen bir otomobilin sebep olduğunun anlaışıldığı, SGK'ya müzekkere yazıldığı, 07.11.2017 tarihli yazı cevabında ödeme bilgilerinin belirtildiği ve bu ödemelerin aktüerya raporunda düşülerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafından davalıya 31.07.2017 tarihinde başvuru yapıldığı, bu sebeple davalının temerrüdünün bu tarihte gerçekleştiği, mahkemece 11.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faize karar verildiği, bu durumun davalı lehine olduğu ancak davacının yaralanmasının baş bölgesinden (kulak- göz) meydana geldiği, davacının kaza sırasında kask takmadığı, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre TBK'nın 52 nci maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul-kısmen reddi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.11.2020 tarih ve 2017/785 Esas, 2020/876 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne,10.472,54 TL geçici, 262.581,47 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 273.054,02 TL maddi tazminatın 11.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 177 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliğinin 16 ve 17 nci maddeleri.
1. 6100 sayılı HMK'nın 177 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.
Somut olayda; yargılama sırasında davacının sunduğu ıslah dilekçesinin davalı vekiline 04.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği; mahkemece davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakılarak, beyan süresi dolmadan 12.11.2020 tarihinde karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesi davalı sigorta şirketine tebliğ edildikten sonra yasal sürelerin beklenmesi gerekirken davalının savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devam edilip ıslahı da kapsar şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.