Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracının açtığı kiralayan tarafından hırsızlandığı iddia edilen eşyaların aynen mümkün olmazsa 12.000 TL bedelinin ödenmesi ve 1000 TL manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 7.006,53 TL maddi, 500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 08/12/2011 tarih ve 2011/10133 Esas 2011/18387 Karar sayılı kararı ile, dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 7.006,53 TL maddi, 500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalıya ait dairede kiracı olduğunu, kısa bir süre yurtdışına gidip geldiğinde 08.01.2002 tarihinde evin kilidinin değiştirilerek eşyalarının bir kısmının götürüldüğünü, bir kısmının da evle birlikte kiralandığını öğrendiğini ileri sürerek eşyaların aynen iadesini, aynen iade mümkün olmazsa 12.000 TL eşya bedeli ile 1.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını, bir önceki kira sözleşmesini imzalayan kefil konumundaki kiracı İ.. K..’ten kiraların ödenmesinin istendiğini, kefilin borçları ödeyemeyeceğini, evi boşalttıklarını, davacının eşyalarını da alarak yurt dışına gittiğini ifade ederek evin anahtarlarını teslim ettiğini, davalının teslimden sonra evi kontrol ettiğinde her hangi bir özel eşyaya rastlamadığını, davacı ve kefilinin evi ortak kullandıklarını, davacının savcılıkta şikayet dilekçesinde verdiği eşya listesi ile dava dilekçesindeki eşya listesinin çok farklı olduğunu,listeye yeni pahalı ve lüks şeyler eklendiğini, ayrıca uzun süre yurt dışına giden kimsenin kıymetli mücevherlerini evde bırakmayacağını, talep edilen eşyalara ilişkin faturalarının ibraz edilmediğini, davalının evi full aksesuar olarak bütün eşyaları ile kiraya verdiğini, evdeki eşyaların zaten davalıya ait olduğunu,ayrıca evin tesliminden sonra davalının dava konusu taşınmazı aynı şekilde möbleli olarak yeniden kiraya verdiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında dava konusu mobilyalı konutun kiralanması için imzalanan 01/06/2000 başlangıç tarihli 12 ay süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık yoktur.. Dava konusu taşınmazın anahtarı davacı uzun süreli olarak yurt dışına çıkınca kefil İ.. K..tarafından davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Dava konusu yapılan ev eşyalarının ve ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığının ispat külfeti davacıya aittir. Davacı tarafından ev eşyalarının ve ziynet eşyalarının davalı tarafından götürüldüğüne yönelik yeterli delil ibraz edilememiştir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.