Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının davaya konu taşınmazda önceki malik ile yapılan kira sözleşmesi ile 2004 yılından beri kiracı olduğunu, davalının son olarak 01.05.2011 tarihinde yenilenen kira sözleşmesi ile aylık 900,00 TL bedelli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile kiralananı kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazı 23.01.2012 tarihinde satın aldığını belirterek, yeni dönem kirasının 01.05.2012 tarihinden itibaren aylık 3.300,00 TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; önceki malik ile yapılan kira sözleşmesinin 01.05.2011 tarihinde imzalandığını, 3 yıl geçmeden emsale göre artış talep edilemeyeceğini, müvekkilinin 01.05.2012 tarihinden itibaren kira parasını TEFE-ÜFE ortalamasında arttırıldığını, kira parasının emsallere uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda kiralanın rayice göre boş olarak kiraya verilmesi halinde aylık net 2000,00 TL, brüt 2500,00 TL getirebileceğinin mütala edilmesi üzerine, hak ve nesafet ilkesine göre indirim yapıldığı belirtilerek kira parasının 01.05.2012 tarihinden itibaren, net 1600,00 TL tespitine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kiralanan iş yeri olup, taraflar arasındaki kira ilişkisinin kurulmasından itibaren 3 yıldan fazla bir zaman geçmişse, kural olarak yeni dönem kira parasının 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince hakim tarafından hak ve nesafet kurallarına göre saptanması gerekir ise de, davacı taraf davalının eski kiracı olduğunu, davacının taşınmazda 9 yıldır kiracı olduğunu ileri sürmüş, buna ilişkin olarak, 2004 yılında vergi dairesine sunulan sözleşme örneğini, davalının işyerine ilişkin yoklama fişlerini delil olarak ibraz etmiştir. Buna göre davalı ile önceki malik arasında yapılan 01.05.2011 tarihli kira sözleşmesinin yenileme sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Yenileme sözleşmesinde kira bedeli emsal ve rayiçlere uygun değil ise sözleşmenin imzalanmasından itibaren 3 yıl geçmemiş olsa dahi kira parasının hak ve nesafete göre tespiti talep edilebilir.
Somut olayda mahkemece 01.05.2011 tarihli yenileme sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle emsal ve rayiçlere uygun olduğu üzerinde durulmaksızın kira parasının hak ve nesafete göre tespitine karar verilmiş olup, hüküm bu nedenle yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş; 2011 yılında yapılan sözleşmenin rayici yansıtıp yansıtmadığı, usulüne uygun toplanacak emsallerle birlikte mahallinde yapılacak keşifle belirlenerek, şayet 2011 yılında yapılan sözleşme yapıldığı tarihteki rayici yansıtmıyorsa sözleşmenin eski tarihli olması ve öncesinde mahkemece kira parasının tespitinin yapılmamasına göre sözleşmenin başından itibaren 2012 yılına kadar üç yıl geçtiğinden hak ve nesafete göre, rayiçlere uygun ise endekse göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 14/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.