Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Eksik inceleme ile karar verildiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, diğer temyiz nedenlerine ilişkindir.
Mahkemece, sanık savunması, tanık beyanı, tapu kaydı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçu yönünden suç kastının oluşmadığından beraatine karar verilmiştir.
Sanık hakkında I. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki 124 ada 22 nolu ve 137 ada 42 parsellerde bulunan araziyi sürüp ekerek tarımsal faaliyette bulunmaktan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın aşamalardaki beyanlarında dava konusu taşınmazın babasından kaldığını, dava konusu taşınmazın sit alanı olduğunu bilmediğini, tapuda da herhangi bir şerh olmadığını beyan ettiği, duruşmada dinlenen tanık beyanlarının aynı yönde olduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında sit alanında kaldığına dair şerh olmadığı, mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin araştırıldığı, kurumlarca gönderilen cevabi yazılarda ilana ilişkin tutanağa rastlanmadığının belirtildiği, kolluk tarafından yapılan araştırma neticesinde düzenlenen tutanak ile de, köy halkı tarafından dava konusu yerin sit alanı olduğunun bilinmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak, hükümde, dava konusu yere ilişkin olarak 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesindeki "ilan ve tebliğ" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece sanığın üzerine yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının birinci paragrafı çıkartılarak yerine " Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a madddesi uyarınca beraatine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2024 tarihinde karar verildi.