Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun ayrı ayrı kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; ... Eğitim Mahallesi 1990 ada 2 parsel ile 1989 ada 1 parsel arasındaki yolun ekli koordinatlı krokide belirtilen kısmı orman sayılan alandan olmasına rağmen orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmediğini, dava konusu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu olduğunu, 2015 yılında kesinleşen bu kadastro ile dava konusu yerin orman sınırları içinde kaldığını, kesinleşmiş orman kadastrosu içinde kalan tapulu ve tapusuz taşınmazlarda devletin mülkiyetinin söz konusu olacağı Anayasa ve kanun hükmü olup, dava konusu yerin orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tescili gerektiğini, dava konusu yer her ne kadar yol alarak gözükmekte ise de kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde yapılan kadastro tespitinin 11.02.1975 tarihinde kesinleştiğini, orman idaresinin iddialarının araştırılması ile Hazine menfaatlerinin gözetilmesine, Orman İdaresinin iddialarının yerinde olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davaya konu bölgenin kadastro tutanakları incelendiğinde, kesinleşen orman kadastrosu sınırlarının arazi kadastrosundan sonra belirlendiği görülecek olup, dava konusu taşınmazın sonradan orman kadastrosu ile orman sınırına dahil edilmesinin taşınmaza orman vasfını kazandırılamayacağını, taşınmazın salt toprağı nedeniyle de orman sayılamayacağının açık olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, dahili dava yoluyla taraf sıfatı kazandırılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 1990 ada 2 parsel ve 1989 ada 1 parsel arasında kalan yolun 1958 yılı memleket haritasında yeşil renkte ve çalılık rumuzu ile gösterildiği, 04.03.1988 tarihinde ilan edilip kesinleşmiş orman kadastrosunda Göynüklü Devlet Ormanı sınırları içinde orman sayılan yer olarak bırakıldığı, orman sayılan yerlerden olduğu, eylemli olarak da üzeri 40 yaşlarında kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu, buna rağmen 1974 yılında tescil harici yol olarak bırakıldığı, bu haliyle dava konusu tescil harici bırakılan yolun orman sınırı içinde kaldığı belirlendiğinden davanın kabulüne, dava konusu Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı Eğitim Mahallesi 1990 ada 2 parsel ile 1989 ada 1 parsel arasında bulunan 11.06.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 583.846 m2 alanın tapu kaydının iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşen orman kadastrosunun bulunması halinde, bir yerin orman olup olmadığının öncelikle varsa kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanakların uygulanması ile belirlenmesinde zorunluluk bulunmasına, uzman orman ve harita bilirkişisi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli olup teknik bilirkişi rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve Maliye Hazinesi vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri sair istinaf nedenlerinin (aşağıdaki kamu düzenine ilişkin bent hariç) yerinde olmadığı; davanın Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkin olmasına, çekişmeli taşınmazın yol olarak tescil harici bırakılmasına ve bu haliyle tapuya kayıtlı bulunmadığının anlaşılmasına göre mahkemece sadece tescil kararı verilmekle yetinilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde tapuya kayıtlı olmayan taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de yargılama da eksiklik bulunmayan ancak kanunun olaya uygulanmasında hata edilen dava dosyası açısından yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğine göre taraf vekillerinin bu gerekçe ile sınırlı olmak üzere istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı/Eğitim Mahallesinde bulunan ve 11.06.2018 tarihli teknik fen, harita mühendisi, ziraat ve orman bilirkişileri rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen 583,846 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.