Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği; ... köyünde bulunan yaklaşık 10.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu iddia ederek, Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın 1/2'şer oranında hisseli olarak müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen kararın davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarihli ve 2016/6414 Esas, 2017/10088 Karar sayılı kararı ile, usulünce orman ve mera araştırması yapılması ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde ... Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca ilgili belediyelerin davaya dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece; dava konusu edilen alanın orman vasfında olmadığı, imar planı kapsamına alınmadığı, toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından mera ve orman alanlarıyla benzerlik göstermediği, su ve toprak rejimine zarar vermediği, zeminde toprak bütünlüğünün korunduğu, zemin üzerinde her hangi bir toprak taşınmasının gözlenmediği, zemininde sınırlarının belirgin olduğu, taşınmazın 1980’li yılların başlarında temizlenerek ve tesviye yapılarak imar-ihyasının tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesi Doğanlıkarahasan Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Fen Bilirkişisi tarafından hazırlanan 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokisinde "A" harfi ile gösterilen 8.995,80 m² miktarındaki taşınmazın davacılar adına eşit oranda (1/2'şer oranında) tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak Türk Medeni Kanunu'nun 713/1,3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar az yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş olup, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; bozma ilamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin iade kararı sonrasında alınan ek raporda dava konusu taşınmazın 2004 yılında yapılan çalışmalarda 5 nolu mera parseli içinde kaldığının tespit edildiği, buna göre yöntemine uygun olarak mera araştırması yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bu konuda yöntemince araştırma yapılmadan karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu alanda mera teknik ekibi tarafından mera tespit ve tahdit çalışmaları yapılarak, 11.11.2003-12.12.2003 tarihleri arasında ilan edildiği, Dairenin 5.12.2013 tarihli geri çevirme kararına istinaden alınan ek bilirkişi raporunda, dava konusu alanın 5 nolu bölüm olarak mera vasfıyla gösterilen alan içinde kaldığı, mera olarak belirlenen bir kısım parsellere karşı Orman İdaresi tarafından dava açıldığı ve mera vasıflarının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, bahsi geçen dava dosyası ya da mahkeme kararı dosya arasında bulunmadığından, 5 nolu mera parseline karşı dava açılıp açılmadığı, açıldı ise mera vasfının iptal edilip edilemediği denetlenememektedir. Ayrıca, dava konusu alana komşu 632 parsel sayılı taşınmaza kadastro çalışmaları sırasında, Kasım 1953 tarihli ve 9 sayılı tapu kaydı uygulanmasına rağmen, sözkonusu tapu kaydı dosya arasına alınarak tapu kaydının dava konusu taşınmazı gösteren yönünün ne okuduğu araştırılmadığı gibi, yine davacılar tarafından Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/738 Esas sayılı dosyası ile açıldığı anlaşılan tescil davasına ilişkin dava dosyası da getirtilmek suretiyle, eldeki davaya konu alana yakın bir alan olup olmadığı ve delil teşkil edip etmeyeceği hususları da değerlendirilmemiştir.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazların yetkili ve idarî merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğiyle mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dava konusu alanda yapılan mera tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarına ilişkin tüm kayıt ve belgeler ile, bu çalışmalara karşı Orman İdaresi tarafından açıldığı anlaşılan dava dosyası, dava konusu alana komşu 632 parsel sayılı taşınmaza uygulanan Kasım 1953 tarihli ve 9 sayılı tapu kaydı, davacılar tarafından Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/738 Esas sayılı dosyası ile açıldığı anlaşılan tescil davasına ilişkin dava dosyası dosya arasına alınmalı, önceki bilirkişiler dışında konusunda uzman ziraat mühendisleri arasından seçilecek üç ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar hazır olduğu halde, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası fen memuru bilirkişisi eliyle yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ya da az yukarıda bahsi geçen Orman İdaresinin açtığı dava sonucunda taşınmazın mera vasfı iptal edilmiş ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler marifetiyle taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, taşınmazın komşu tarım parselleri ile mi, yoksa mera vasıflı parsellerle mi bütünlük arzettiği tespit edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına yazılmalı, komşu 632 parsel sayılı taşınmaza uygulanan Kasım 1953 tarihli ve 9 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğu denetlenmeli, davacılar tarafından Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/738 Esas sayılı dosyası ile açıldığı anlaşılan tescil davasına ilişkin dava dosyası dosya arasına alınmalı ve içeriği denetlenmeli, özellikle fen memuru bilirkişisinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazların niteliğini belirtmeye elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, gerçek kişiler adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Bu hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve kanuna aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.