Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/467 Esas, 2016/290 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suça konu çekin aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kararın bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, hakkında verilen cezayı temyiz etmek istediğine ilişkindir.
1. Sanığın, suça konu tamamen sahte olarak üretilmiş çeki kullanmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanığın aşamalardaki, suça konu çeki aralarındaki alışverişe istinaden ...'ten aldığına ... yönelik savunmalarına dosya kapsamı karşısında itibar edilmediği anlaşılmıştır.
3. Bilirkişi raporu ile, suça konu çekin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve sahteciliğin aldatma niteliği bulunduğu tespitleri yapılmıştır.
4. Yapılan yargılama neticesinde ... tanık ...'nun keşide tarihinde bankaya müracaatı sonrasında çekin sahte olduğunun ortaya çıktığı, söz konusu çekin aldatma kabiliyetini haiz olduğu, ayrıca her ne kadar sanık söz konusu çeki yine hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ...'ten aldığını belirtmiş ise de ...'in alınan ifadesinde ...'yu tanımadığını, bu kişi ile ticari bir ilişkisinin olmadığını, dolayısıyla çek ya da başka bir belge vermediğini, sebze ve meyve işi hiç yapmadığını beyan ettiği, sanığın doğrulanmayan soyut iddiasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmadan ibaret olduğu sonucuna varılarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ... kabulü ile incelemeye konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
5. Sanık hakkında gerekçeleri açıklanarak takdiri indirim, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmamıştır.
6. Suça konu çekin akıbeti konusunda herhangi bir karar verilmemiştir.
1. Dosya kapsamında bulunan suça konu çek aslı üzerinde heyetçe yapılan gözlemde, Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen yasal unsurları taşıdığı ve belgedeki sahteciliğin objektif olarak aldatıcılık niteliğinin bulunduğu değerlendirildiğinden, bu hususta bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen suça konu belge akıbeti hakkında bir karar verilmemesi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde 3 üncü bentte açıklanan nedenle, Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/467 Esas, 2016/290 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “... suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2024 tarihinde karar verildi.