Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 121 ada 2 parsel sayılı 30700.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili; dava konusu ... Köyü Sarıoluk mevkiinde bulunan 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazın arazi, memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumuna ilişkin yapılan incelemede orman sayılan yerlerde olduğunun, mülkiyet belgesinin tesis nedeninin haksız bulunduğunun tespit edildiğini, taşınmazın 1/25000 ölçekli Ayvalık İ 17 b 1 paftasında eski tarihli 1679 film ve 864 nolu hava fotoğraflarında yeşil renkte görüldüğünü, etraftaki devlet ormanı ile kesintisiz bir bütünlük teşkil ettiğini beyanla, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; kadastro çalışmaları sırasında 121 ada 2 parselde tapuya kayıtlı bahçe niteliğindeki 30700 m2 yüzölçümlü taşınmazın adına tespit ve tescil gördüğünü, bu taşınmazın atalarından kendisine intikal ettiğini, yaklaşık 100 seneden fazla aile bireylerinin bu yeri kullandıklarını, daha sonra kendisine intikal ettiğini, taşınmazın tamamının şahıs arazileri ile çevrili olup bugüne kadar taşınmaz kullanımında niza yaşanmadığını, kendisi ve kendisinden önceki ataları tarafından dava konusu yerin ekilip biçildiğini, dava konusu taşınmaz nedeniyle aleyhine açılan davanın yasal olmadığını, kadastro tespiti sonucu tarafına verilen tapunun gerçeği gösterdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 28.01.2014 tarihli ve 2006/154 Esas, 2014/33 Karar sayılı kararla; "davanın kısmen kabulüne, davalı adına kayıtlı Çanakkale ili Çan ilçesi Halilağa köyü Sarıoluk mevkii 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, kadastro teknisyeni bilirkişi Mustafa Önalan tarafından sunulan 18.06.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 4.870,00 m2'lik kısmının tapu kaydının iptaline, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2015 tarihli ve 2015/11 Esas, 2015/967 Karar sayılı kararıyla; ".... 1) Davalı vekilinin taşınmazın (B) harfli bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) harfli bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek hüküm kurulmuş olduğuna göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazına gelince; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen "Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri içinde uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
3) Davacı vekilinin taşınmazın (A) harfli bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamından ve özellikle keşif sonucu orman ve fen bilirkişiler tarafından resmî belgelere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporu ve paftasındaki konumuna göre, taşınmazın orman içi açıklık durumunda olduğu anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Kanunun 17. maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır..... Ayrıca; bu tür yerler kanun gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına kanunî olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez. Mahkemece, değinilen yönler gözetilerek davanın kabulü gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın orman içi açıklık durumunda olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı ...Köyü Sarıoluk mevkii 121 ada 2 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.