Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Türkiye'nin önde gelen bira üreticisi olduğunu, Türkiye'de diğer markalarının haricinde 32. sınıfta “biralar” üzerinde tescilli 76736 sayılı "tekel + şekil", 2009/52832 sayılı "tekel birası" ibareli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı Mey Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile bu şirkete ait olan 76736 sayılı "tekel+ şekil" markasını devralmak üzere 15.08.2008 tarihinde sözleşme imzaladığını, müvekkili tarafından 11.09.2008 tarihinde Rekabet Kurumu'na, bu markanın devrine onay vermesi için başvurulduğunu ve devir işlemine Rekabet Kurumunca izin verildiğini, bu karar neticesinde 76736 sayılı “tekel birası” markasının, 09.09.2009 tarihi itibariyle davacı adına devredilerek sicile kaydedildiğini, davalı şirket tarafından Rekabet Kurumu'nun devre onay veren kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay 13. Dairesi nezdinde iptal davası açıldığını, müvekkili şirket ve dava dışı Mey Alkollü...A.Ş.'nin, davalı Rekabet Kurumu Başkanlığı’nın yanında davaya katılma isteminde bulunduğunu ve bu istemin kabul edildiğini, mezkur davada Rekabet Kurumu’nun 76736 no.lu “tekel birası” markasının devrine izin verilen kararının iptaline karar verildiğini, Danıştay 13. Dairesinin 26.03.2013 tarih, 2009/6743E. ve 2013/848K. sayılı kararının müvekkili tarafından temyiz edildiğini ve halen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından incelendiğini, Rekabet Kurumunun, devre izin verilen kararına iptale yönelik Danıştay 13. Dairesinin 26.03.2013 tarihli kararından önce 08.10.2009 tarihinde, müvekkili şirket tarafından “tekel birası asırlık türk birası” ve “tekel birası” ibarelerinin 32. sınıfta “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar” üzerinde marka olarak tescili için marka başvuruları yaptığını, sırası ile 2009/52831 ve 2009/52832 sayı ile kayıt altına alınan marka başvurularına, davalı şirket tarafından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan itirazların reddi üzerine davalı şirket tarafından yapılan itirazın YİDK'in 2015/M-3552 ve 2015/M-3554 sayılı kararıyla kabul edilerek 2009/52831 sayılı “tekel birası asırlık türk birası” ve 2009/52832 sayılı “tekel birası” marka başvurularının reddedildiğini, davalı şirketin, müvekkilinin dava konusu marka başvurularına karşı davalı kurum nezdinde sunmuş olduğu 22.04.2010 tarihli yayına itiraz dilekçelerinde itiraz gerekçelerini 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayandırdığını, ancak dava konusu YİDK kararlarının davalı şirket tarafından ileri sürülmeyen kötü niyet gerekçesine dayalı olduğunu ayrıca davalı şirket tarafından itiraza dayanak yapılan ve dava dışı Mey Alkollü....A.Ş. adına tescilli olduğu iddia edilen 76736 sayılı “tekel+şekil” markasının 09.09.2009 tarihinde geçerli bir şekilde müvekkili adına devrinin gerçekleştiğini ve halen müvekkili adına tescilli bulunduğunu, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi uyarınca yapılacak olan itirazların ancak tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış bir markanın sahibi tarafından yapılabileceğini, dava şirketin "TEKEL" veya "TEKEL BİRASI" ile ilişki kurulabilecek herhangi bir marka tescili veya başvurusunun bulunmadığını, davalı şirket itirazının ehliyet eksikliğinden reddi gerektiğini, davalı şirketin müvekkilinin 2009/52831 sayılı “tekel birası asırlık türk birası” ve 2009/52832 sayılı “tekel birası” marka başvurularının yayınına itiraz dilekçelerinde, itirazının 76736 sayılı “tekel + şekil” markasının dava dışı MEY mülkiyetinde olduğunu, davacının marka başvurusunun bu marka ile 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında benzer olduğu ve tescil edilemeyeceği gerekçesi ile sınırlandığı, kötü niyet iddiasında bulunmadığı, muteriz tarafından ileri sürülmeyen, davalı idare tarafından re’sen dikkate alınabilecek hükümlerden de olmayan “ iyi niyetli olmama” gerekçesinin kararda yer almasının anlaşılamadığını, öte yandan "Tekel Birası" markasının devri işleminin iptaline dair Danıştay kararının 20.03.2013 tarihli olduğunu, davacının iptal kararından yaklaşık 4 yıl önce dava konusu markaların tescili için başvurularda bulunduğunu, davacının gerçek hak sahibi olduğunu ve Danıştayın 4 yıl sonrasına ait iptal kararından o tarihte haberdar olduğunu, marka başvurularını kötü niyetle yaptığının düşünülemeyeceğini ileri sürerek YİDK'in 12.05.2015 tarih ve 2015-M-3554 ve 2015-M-3552 sayılı kararlarının iptaline, marka tescil başvurularının devamına karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka başvurusuna müvekkili tarafından 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 35 inci maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 35 inci maddesi uyarınca müvekkili şirketin marka başvurularına itiraz edebildiği nazara alındığında davada taraf ehliyetinin bulunduğunu, davacı şirket ile dava dışı Mey Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 76736 sayılı markanın devrine ilişkin sözleşme tarihinin 15.08.2008 olduğunu, bahsi geçen sözleşmenin akdedilmesinin akabinde Rekabet Kurumu'nun 25.08.2009 tarih ve 09-38/925-218 sayılı kararı ile marka devir işlemini onayladığını, davalı kurum nezdinde söz konusu markanın devir işleminin 09.09.2009 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirket tarafından Rekabet Kurumu'nun 25.08.2009 tarihli kararının iptali talepli Danıştay 13. Dairesi nezdinde 2009/6743 E. sayılı davanın ikame edildiğini, bu dava neticesinde Rekabet Kurumu’nun mezkur kararının iptaline karar verildiğini, davacı tarafından 08.10.2009 tarihinde huzurdaki davaya konu markalarla ilgili tescil başvurusunda bulunulduğunu, basiretli tacir olarak hareket ettiği prensip olarak kabul edilen davacı şirketin huzurdaki davaya konu marka başvurularını Rekabet Kurumu'nun 25.08.2008 tarihli kararının iptaline karar verilmesi ihtimaline binaen önlem olarak yaptığını, davacının ileri sürdüğünün aksine Danıştay 13. Dairesinin iptal kararının yayına itiraz dilekçesinin ekinde arz edilmiş olduğunu, itiraz dilekçesinde davacı tarafın 76736 sayılı “Tekel Birası” markasının maliki olmadığı ve bu nedenle yapılan marka başvurularının kötüniyetli yapıldığına dair iddia ve itirazlara havi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markaların ayırtedilemeyecek kadar benzer ve mal sınıflarının aynı olduğu, buna karşılık itiraza mesnet marka sahibi ile dava konusu markaların tescili için yapılan başvurunun sahibi sicilde aynı kişi olduğundan 556 sayılı KHK'nın 7 nci, 8 inci maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, davalı ...Ş.’nin 556 sayılı KHK'nın 7 nci ve kötü niyet uyarınca TÜRK PATENT kararlarına karşı itiraz etme hakkına sahip olduğu, davalı ...Ş.’nin TÜRK PATENT nezdinde davacıya ait markalar bakımından kötüniyet itirazında bulunmadığı, TÜRK PATENT YİDK kararlarının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'in 12.05.2015 tarih ve 2015/M-3554 ve 2015/M-3552 sayılı kararlarının iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dışı Mey Şirketine ait "Tekel Birası" markasının sahibi gibi dava konusu başvuruları yaptığını, başvuruların müvekkilinin itirazı sonucu reddedildiğini, müvekkili tarafından yapılan itirazın ve dava konusu YİDK kararlarının yerinde olduğunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun vermiş olduğu kararlarda sabit hale geldiğini ve "Tekel Birası" markasının davacının mülkiyetine geçmediğinin mahkeme kararıyla açıkça ortaya konulduğunu, davacının dava konusu marka başvurularını, müvekkili tarafından Danıştay nezdinde dava açmasından sonra tamemen kötü niyetle ve marka yedekleme amacı ile yaptığını, devre onay veren Rekabet Kurumu kararının iptali istemiyle açılan davada davacının dava dışı şirkete ait markayı devralmasının usul ve yasa hükümlerine aykırı bulunduğunun tespit edildiğini, davacı ile dava dışı Mey Alkollü....A.Ş. arasında yapılan devir sözleşmesinin devre onay veren Rekabet Kurumu kararının iptal edilmesi nedeniyle kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, davacı şirketin Rekabet Kurumuna yaptığı yeni başvurunun yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin marka başvurularına itirazında kötüniyet iddiasını ileri sürdüğünü, itirazlarının yeniden değerlendirmesine ilişkin dilekçelerinde açıkça yürütme durdurma kararına rağmen davacının dava konusu başvurularının tescilinin bir nevi kanuna karşı hile sayılacağının ifade edildiğini, Danıştay tarafından verilen iptal kararının geçmişe etkili olduğunu, dosyaya sundukları uzman görüşte de aynı hususlara yer verildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 2019/1671 E. sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28 inci ve 52 nci maddeleri hükümlerine rağmen davacının söz konusu markaların sahibi olduğunu kabul etmenin ve işlemlerin buna göre yürütmenin hukuken mümkün bulunmadığını, İdarenin Danıştay’ın yürütmenin durdurulması kararı doğrultusunda gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorunda olduğunu, söz konusu karar üzerine temyiz yoluna başvurulmasının da Danıştay kararlarının yürütmesini durdurmayacağını, davacının başvurusunun tesciline izin verilmesi durumunda Danıştay 13. Dairesi kararının pratik bir sonuç doğurmayacağını, Rekabet Kurumunun kararının iptali biçimindeki Danıştay ilamı ile kesin hükümle sonuçlansa ve 76736 sayılı ile tescilli marka, eski sahibi “Mey Alkollü İçkiler” adına tescil edilmiş haline döndürülse bile, “Tekel Birası” ibaresinin başvuru sahibinin markası olarak kalmaya devam edeceğini, başvuru sahibinin hukukun izin vermediği bir sonuca yeni marka tescili yapmak suretiyle ulaşacağını, bu nitelikteki bir başvurunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli davranma yükümlülüğüne uygun ve iyi niyetle yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, işlem dosyasının incelenmesinden davacının 08.10.2009 tarihinde, 32. sınıf mallar yönünden, 2009/52831 sayılı "Tekel Birası ASIRLIK TÜRK BİRASI" ibareli ve 2009/52832 sayılı "Tekel Birası" ibareli iki ayrı marka başvurusunda bulunduğu, davalı şirketin her iki başvuruya karşı dava dışı Mey Alkollü....A.Ş.'ye ait olduğunu iddia ettiği 76736 sayılı ve "Tekel+şekil" ibareli markaya dayalı olarak 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca, dava konusu her iki başvuruya karşı yapılan itirazların, itirazlara mesnet 76736 sayılı markanın davalı şirkete ait olmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı reddine karar verildiği, davalı şirketin Markalar Dairesi Başkanlığının bahsi geçen kararlarına karşı bu kere 76736 sayılı markaya dayalı olarak 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ileri sürdüğü itirazları yanında kötü niyet iddiasına da dayanarak itiraz ettiği, YİDK'in 2015-M-3552 ve 2015-M-3554 sayılı dava konusu kararıyla davalı şirketin kötü niyet itiraz yerinde görülerek başvuruların kötüniyetli olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, görüldüğü üzere davalı şirketin, dava konusu başvuruların ilanı üzerine yaptığı itirazları 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayalı olup, kötü niyet iddiasının ileri sürülmediği, buna rağmen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 tarih, 2020/656 E. ve 2020/471 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, dava konusu başvuruların yapıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 33 üncü ve 36 ncı maddeleri uyarınca inceleme yetkisi Markalar Dairesi Başkanlığı kararının kapsamı ve kendisine yapılan itirazla sınırlı olan YİDK tarafından somut olay bakımından başvuruya itiraz aşamasında ileri sürülmeyen ve bu sebeple Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından değerlendirilmeyen kötü niyet iddiasına dayalı olarak dava konusu başvuruların reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi davalı şirketin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yaptığı itirazlarının dayanağı markanın sahibi olmaması sebebiyle anılan maddelere dayalı olarak dava konusu başvurulara itiraz edemeyeceğinden bu itirazlarının da yerinde bulunmadığı, zira 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde, bu maddeye dayalı itirazların ancak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın sahibi tarafından ileri sürülebileceğinin açıkca düzenlendiği, her ne kadar aynı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine dayalı itiraz yönünden bu hususta açık bir düzenleme bulunmasa da 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 17 nci maddesi ile bu hususa açıklık getirilerek 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı yönde düzenleme içeren aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı itirazların ancak marka sahipleri tarafından ileri sürülebileceğinin kabul edildiği, bu duruma göre somut olay bakımından da 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ileri sürülebilecek itirazların, dayanak markanın sahibi tarafından yapılması gerektiğinin kabulü gerektiği, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... vekili ile TÜRK PATENT vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, istinaf mahkemesince müvekkili şirketçe yapılmış olan mutlak ret nedenleri arasında sayılan itirazını kanuna açıkça aykırı olacak şekilde sözde mutlak ret nedeni olamayacağını ileri sürerek kanuna, usul ve yasaya, anayasaya, anayasa mahkemesi kararlarına aykırı davrandığını, davacının, müvekkili şirketin Danıştay nezdinde dava ikame etmesinin ardından haksız ve kötü niyetle ve marka yedekleme amacı gütmek suretiyle ''Tekel Birası'' ibareli yeni marka başvuruları yaptığını, kötü niyetli marka başvurularına taraflarınca itiraz edildiğini, Türk Patentin, Danıştay kararını göz önüne alarak itirazlarını haklı bulduğunu ve marka başvurularının reddine karar verildiğini, Danıştay 13. Dairesinin iptal kararıyla marka devir sözleşmesinin hükümsüz hale geldiğini, davacının Rekabet Kurulu'na yapmış olduğu yeni başvurusunun yok hükmünde olduğunu, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 2019/1671 E. sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, marka başvurularının reddine dair YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ...Ş. vekilinin istinaf ve temyiz dilekçelerinde sonucunun beklenmesini ileri sürdüğü Ankara 12. İdare Mahkemesinin 26.06.2020 tarih, 2019/1671 E. ve 2020/864 K. sayılı kararı ile dava konusu Kurul kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 8. İdari Dava Dairesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine reddine karar verilmiş, bu kararın da Danıştay 13. Dairesinin 21.11.2023 tarih, 2021/696 E. ve 2023/4941 K. sayılı kararı ile onandığı ve kesin olarak sonuca bağlanmış olmasına göre davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.