Esastan ret
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 13.05.2013 ile 01.03.2014 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak üretim/ısıtma bölümünde çalıştığını, işyerindeki genel görevinin otomobil direksiyonlarına derilerin yapıştırılması ve dikimi ile bu işle bağlantılı diğer işleri yapmak olduğunu, makineden gelen direksiyonlara kaplı derilerdeki yapıştırma ve dikim hatalarını kontrol edip, bu hataları düzelterek son halini verdiğini, davacının bu işlemi her bir direksiyon için ayrı ayrı yaptığını, zamanla kollarında ve sağ el bileğinde işin niteliği gereği meydana gelen özür ve maluliyeti oluşturduğunu, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi tarafından bedeni arızanın meslek haslığı olduğuna ilişkin 26.03.2014 tarihli rapor tanzim edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın rapor tarihi olan 26.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, 07.10.2019 tarihli dilekçe ile talebini 112.734,43 TL olarak arttırmıştır.
Birleşen Gebze 6. İş Mahkemesinin 2019/379 Esas 2019/364 Karar sayılı dosyasında davacı vekili, davacının meslek hastalıkları nedeniyle uğramış olduğu manevi zarara karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın, meslek hastalığının ilk tespit tarihi olan 26.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkette iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirlerin eksiksiz uygulandığını, koruyucu malzemelerin eksiksiz verildiğini ve kullanıldığını, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin raporuna göre meslek hastalığı sonucu el bileği artrozu ve kronik tenosinovit olduğunun ifade edildiğini, meslek hastalığının tespiti için iş yerinde herhangi bir incelemenin yapılmadığını, davacının rahatsızlığının meslek hastalığı olduğunun tespitine karar verilmesi halinde bunun davalı şirkette ifa ettiği görev sebebiyle meydana geldiğinin de belirlenmesi gerektiğini, davacının davalı şirket nezdinde çalışmasının yaklaşık 9,5 ay olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kusur oranı, maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olayın 5510 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesine göre meslek hastalığı olduğu, davacının aylık brüt ücretinin 2.134,29 TL olduğunun belirtildiği, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ve açıklamalar doğrultusunda davacının 112.734,43 TL alacağa hak kazandığı, manevi tazminat yönünden davacının kusur oranı, maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, meslek hastalığının meydana geldiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre, davacının duyduğu acı ve ıstırap, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı değerlendirildiği gerekçesiyle maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile, 112.734,43 TL maddi tazminatın meslek hastalığı (tam teşhis tarihinden 29.04.2015) itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Gebze 6. İş Mahkemesinin 2019/379 Esas 2019/364 Karar sayılı dosya yönünden; manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın tazminatın meslek hastalığı (tam teşhis tarihinden 29.04.2015) itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin 10.000,00 TL lik talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili, maddi ve manevi tazminat alacaklarına meslek hastalığının tespit edildiği 26.03.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, 29.05.2015 rapor tarihinin faiz başlangıcı olarak kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faizin meslek hastalığının tespit tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini, davacı lehine takdir edilmiş olan manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, meslek hastalığının davalı işyerindeki çalışmasından kaynaklanmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında gerekli tüm önlemleri aldığını, kusur raporu alınmadan maddi zarar hesabı yaptırıldığını, Gebze 2. İş Mahkemesi 2015/234 E. sayılı menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporuna dayanarak dosyanın hesap bilirkişisine tevdii edildiğini ve davalı şirketin %100 kusurlu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, yeni bir kusur raporu alınıp bu doğrultuda hesaplama yapılması gerekirken söz konusu itirazının değerlendirilmediğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu,faiz başlangıcı yönünden hatalı karar verildiğini, ATK raporunda, tazminat hesabına esas olan zararın 29.04.2015 tarihinde değil 23.02.2018 tarihinde başladığının belirtildiğini belirterek istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin açmış olduğu menfi tespit davasında, Gebze 5. İş Mahkemesinin 2016/103 Esas 2017/108 Karar sayılı kararı ile davacıda tespit edilen meslek hastalığının oluşmasında işveren şirketin işyerindeki çalışma koşullarının etkili olduğu; hastalığın daha önce çalıştığı firmalarla ilgisinin bulunmadığı; hastalığın oluşmasında davalı şirketin sorumlu ve kusurlu olduğu; davacının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/1658 Esas 2021/1515 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacının sağ ön kolunda meslek hastalığı oluştuğunun İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin 26.03.2014,22.10.2014 ve 29.04.2015 tarihli raporları ile belirlendiği, Kurum Sağlık Kurulunun 13.01.2015 tarihli raporu ile maluliyet oranının %0 olarak belirlendiği, bu rapora itiraz edilmesi üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 15.10.2018 tarihli kararında da aynı oran belirlendiği, raporlara itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince düzenlenen 27.02.2019 tarihli raporda sağ önkol sinovit ve tenosinovit meslek hastalığı nedeniyle E cetveline göre (23.02.2018 tarihinden itibaren) %8.0 (yüzdesekiznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, meslek hastalığının başlangıç tarihinin 29.04.2015 olduğu, %8.0 oranındaki maluliyetinin başlangıç tarihinin 23.02.2018 olduğunun belirtildiği, buna göre davacıda meslek hastalığı bulunduğunun gerek Adli Tıp Kurumu Raporu gerekse kesinleşen tespit davası ile belirlendiği, davalı vekili, Adli Tıp Kurumu tarafından hastalık başlangıç tarihinin kurum sağlık kurulu raporunda belirtilen tarihten farklı olarak 29.04.2015; maluliyet başlangıç tarihinin de 23.02.2018 olarak belirlenmiş olması nedeniyle tespit davasındaki tespitlerin bu dava için geçerli olmadığını savunmuş ise de Adli Tıp Kurumu tarafından 29.04.2015 tarihinin Meslek Hastalıkları Hastanesince düzenlenen davacıda meslek hastalığı olduğuna ilişkin son ve kesin raporun esas alındığı; Kurum tarafından esas alınan ilk rapor ile ikinci raporda belirtilen kontrol kayıtları üzerine Adli Tıp Kurumu tarafınından esas alınan son raporun düzenlendiği ve raporlardaki değerlendirmelerin önceki değerlendirmelerdeki hastalıklarla ilgili olduğu görülmekle davalı işveren şirket vekilinin bu itirazı haklı görülmediği, Mahkemece kusur bilirkişi raporu aldırılmadığı, kesinleşen tespit davasında aldırılan raporun esas alındığı, tespit davasındaki raporda ve mahkemenin kesinleşen kanaatine göre; hastalığın meydana gelmesinde davalı şirketin kusurlu olduğu ve davacının kusurunun bulunmadığının sabit olduğu, davalı vekili, tespit davasındaki kararın eldeki dava için geçerli olmadığını savunmuş ise de bu itirazın da haklı görülmediği ve kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği, maluliyet oranının ve yine hastalığın başlangıç tarihinin Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmiş olması karşısında mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen hastalık başlangıç tarihinin zarar tarihi ve faiz başlangıç tarihi olarak esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığının değerlendirildiği, davacının yaşı, kusur ve maluliyet durumu dikkate alındığında belirlenen manevi tazminat miktarın yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; meslek hastalığının tespit tarihinin 26.03.2014 olup faiz başlangıç tarihi olarak bu tarihin esas alınması gerektiğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, davalı işyerinde çalışması çok kısa olan davacının meslek hastalığının başlangıç tarihinin davalı işyerinden ayrıldıktan 1 yıl sonrası olup, meslek hastalığının davalı işyerindeki çalışmasından kaynaklanmasının da mümkün olmadığını, Gebze 2. İş Mahkemesi 2015/234 E. sayılı menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporuna dayanarak dosyanın hesap bilirkişisine tevdii edildiğini ve davalı şirket %100 kusurlu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, ancak davacının meslek hastalığının başlangıç tarihinin 29.04.2015 olarak kabul edilmesi ve maluliyetin başlangıç tarihinin 23.02.2018 olarak kabul edilmesi durumu karşısında Gebze 2. İş Mahkemesi 2015/234 E. sayılı dosya kapsamında alınmış olan kusur incelemesi raporunun tamamen geçersiz hale geldiğini, yeni bir inceleme ile yeni bir kusur raporu alınıp bu doğrultuda hesaplama yapılması gerektiğini, manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini, faiz başlangıcının Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen maluliyet başlangıç tarihi olan 23.02.2018 olması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 49,50,51,52, ve 56 ve 417 nci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 14,16,19 ve 21 nci maddeleridir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve sebepleri ile bozmanın niteliğine göre tarafların manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacının diğer tüm temyiz itirazlarının reddine, davalının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının davalı iş yerinde 13.05.2013 ile 01.03.2014 tarihleri arasında direksiyon simidi üzerine deri yapıştırma işinde çalıştığı, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 26.03.2014 tarihli raporda önkol artrozu mesleki hastalığı tespit edildiğinin belirtildiği, 13.01.2015 tarihli Kurum Sağlık Kurulu kararında davacının sürekli iş görmezlik derecesinin %0 olarak bildirildiği, davacının iş göremezlik oranına itirazları doğrultusunda Yüksek Sağlık Kurulunun 15.10.2018 tarihli kararında; sigortalı hakkında, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 26.03.2014 tarihli 633 sayılı sağlık kurulu raporu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre değerlendirildiğinde, adı geçende mevcut önkol artrozu (sağ) hastalığının mesleki olduğuna, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğuna (maluliyet gerekmediğine); kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, davacı vekilinin maluliyet oranına, davalı vekilinin hastalığın mesleki olduğuna dair itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun 27.02.2019 tarihli kararında sağ önkol sinovit ve tenosinovit meslek hastalığı nedeniyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak E cetveline göre (23.02.2018 tarihinden itibaren) %8.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, meslek hastalığının başlangıç tarihinin 29.04.2015 olduğu, %8.0 oranındaki maluliyetinin başlangıç tarihinin 23.02.2018 olduğu, SGK ve YSK kararlarında belirlenen oran ile Kurul kararı arasındaki farkın muayene bulguları farklılığından kaynaklandığının belirtildiği, Gebze 5. İş Mahkemesinin 2016/103 Esas sayılı dosyasında ... şirketi tarafından ... ve SGK aleyhine ...'ın rahatsızlığının meslek hastalığı sonucu meydana gelmediğinin tespitine ilişkin dava açıldığı, anılan dosyada alınan 14.11.2015 tarihli kusur heyet bilirkişi raporunda, ...'ın bilek artrozu meslek hastalığına yakalandığı ve bu meslek hastalığına yakalanmasında Autolivde yaptığı çalışmaların etkili olduğu, ... şirketinin davalının yakalandığı meslek hastalığında sorumlu ve kusurlu olduğu, ...’ın yakalandığı meslek hastalığında bir kusurunun olmadığının belirlendiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda ...'ın yakalandığı meslek hastalığının daha önce çalıştığı iş yerlerinden kaynaklanmadığı, davacı firmadaki çalışmasından kaynaklı olduğu ve şirketin kusurlu ve sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, kusur yönünden esas alınan Gebze 5. İş Mahkemesi 2016/103 Esas 2017/108 Karar sayılı menfi tespit davasında davacı işveren ... Şirketinin iddiasının ...'da oluşan arazın mesleki olmadığı ve işyerinden kaynaklanmadığına yönelik bulunması, ne var ki anılan dosyada kusur yönünden de değerlendirme yapılarak arazın mesleki olduğuna hükmedilmesi karşısında, eldeki dosyada kusur incelemesi yapılmaksızın menfi tespit dosyası gibi taraflara kusur izafe edilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; içinde meslek hastalığının niteliğine göre hekimin de bulunduğu A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranını belirlettirmek, iş bu kusur oranını mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacı tarafınca temyiz yoluna sadece manevi tazminat ve faiz başlangıcı yönünden başvurulduğunun) karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ... . Otom. Em. Sis. San ve Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.