Asıl dava kabul, birleşen dava kısmen kabul

Taraflar arasında rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Asıl davada davacı Kurum vekili, 04.02.2009 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalıya ödenen gelir ve tedavi giderinden 9.466.19 TL'nin tahsilini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı Kurum vekili, aynı kaza nedeniyle yapılan ödemelerden 4.959.83 Tl nin tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... Nak. Pet. San. Tic. A.Ş. vekili, maktül ...'nın deneyimli bir forklift operatörü olduğunu, kendi hatasıyla iş kazasına sebep olduğunun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/4711 Hazırlık Sayılı dosyasında ...'nın %100 kusurlu bulunduğunun, ...'nın eşi ve cocukları tarafından Mersin 2. İş Mahkemesinin 2009/453 esas sayılı dosyasında dava açıldığını ayrıca davacının ölümüne tedaviyi uygun yapmayan Doktor ...'un sebep olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli ve 2012/111 E. 2015/2 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 5.717,26 TL den gelirin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, masrafların ise sarf ve tediye tarihlerinden (21.05.2009 tarihinden önceye tekabül etmemek üzere) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 05.06.2017 tarihli ve 2017/936 E.,2017/4748 K. sayılı kararında; iş kazası sonucunda sigortalıda meydana gelen mevcut yaralanmanın sigortalının ölümüne sebep olup olmayacağı, ceza dosyasında belirlenen doktor hatasının mevcut yaralanma ile ölüm arasındaki illiyet bağını kesip kesmediği hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, akabinde içinde doktor bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden doktorun hatası illiyet bağını kesmiş ise mevcut yaralanmaya göre sürekli iş göremezlik oranını tespit eden, illiyet bağı kesilmemiş ise ölüm olayı nedeniyle meydana gelen Kurum zararının artmasında doktora atfedilebilecek kusur oran ve aidiyetini belirleyen kusur raporu alınması, bu durumda ilgili Kanun'un 21/5 inci maddesi de göz önünde bulundurulması gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Asıl dava yönünden; davanın kabülü ile 9.466,19 TL Kurum zararının 14.11.2009 tahsis tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Mahkeme dosyası ile birleşen Mersin 6. İş Mahkemesinin 2019/194 Esas sayılı dosyası yönünden; davanın kısmen kabulü ile 2.942,47 TL Kurum zararının 14.11.2009 tahsis tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

Davalı vekili, kaza olayında kusurlarının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, 04.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalıya ödenen gelir ve tedavi giderinin tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7,8,9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddeleridir.

Dosyadaki yazılara toplanan delillere göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

İnceleme konusu dosyada; davacı Kurum 04.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalıya ödenen gelir ve tedavi giderinin tahsilini talep etmiştir. Dosyada bozmadan sonra ATK 3. Üst Kuruldan alınan raporda kişinin ölümü ile 04.02.2009 tarihindeki iş kazası na bağlı yaralanması arasında illiyet bağı bulunduğu, tıbbi uygulanma hatasının yaralanma ile kişinin ölümü arasında illiyet bağını kesmeyeceği, tıbbi uygulama hatasının ölü üzerinde etkisinin 2/8 oranında olduğu mütalaa edilmiş ve kusur raporunda davalı işveren %45, genel cerrahi uzmanı doktor %25, sigortalı %30 kusurlu bulunmuş olup, davada teselsüle dayanılmadığından davalı işverenin %45 kusurdan sorumlu olması gerekirken 3 üncü kişinin kusurunun da dahil edilmesi yerinde değildir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

2. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

3. Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.