Davanın kabulü

Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 19.09.2014-12.02.2015 tarihleri arasında, iş makinelerinin satımı için 8 adet sözleşme akdetmiş olduklarını ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözüleceği hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklanan edimini yerine getirmesine rağmen davalının üzerine düşen edimi ifa etmediğini, davalının, borcunun büyük bir bölümünü vadesinde ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin sözleşmede öngörülen tahkim yolu sürecini başlattığını, 17.04.2017’de Kore Tahkim Merkezi'ne KCAB/IA 17113-0011 dosya numaralı başvuruyu yaptıklarını, tahkim yargılaması neticesi sonucunda 17.05.2018'de Kore Tahkim Merkezi'nin verdiği kesin karar ile davalının müvekkiline toplam 4.632.472,54 USD'yi 23.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 faiz ile birlikte ve yine tahkim masrafları için ise 117.700.000-KRW’yi ödemesine karar verildiğini ileri sürerek işbu Ticari Tahkim Kurulu'nun (KCAB) 17.05.2018 tarih, 17113-0011 sayılı kararın tenfızine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalının tabi olduğu iki devletin 1965 tarihli “Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayriadlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme”ye taraf olduğunu, sözleşme ile ... tebligat yöntemi olarak "merkezi makamlar vasıtasıyla" tebligatın kabul edildiğini, bunun yanında tali tebligat usullerinin de kabul edildiğini, bunlardan birinin, "diplomatik temsilci aracılığıyla" tebligat, ikincisi ise "doğrudan posta yoluyla" tebligat olduğunu, hem tahkimin sürecine giriş için öngörülen merasimin başlatılması, hem tahkim yargılaması sırasında, hem de tahkim kararının müvekkiline tebliği aşamasında müvekkiline yapılan tebligatlarda merkezi makam ya da diplomatik temsilci yolunun kullanılmadığını, doğrudan tebligat usulünün kullanılması karşısında müvekkiline savunma hakkı verilerek usulüne uygun yapılmış bir tahkim yargılamasının ve tenfiz edilecek kesinleşmiş bir tahkim kararının varlığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenfizi talep olunan yabancı tahkim ilamının ülkemiz kamu düzenine aykırı bir yönünün bulunmadığı, yabancı mahkeme tarafından dava dilekçesi ve kararının davalıya tebliğ usulünün Türk kamu düzenine aykırı bulunmadığı, yargılama sırasında tenfizi talep olunan ülkenin usul hükümlerinin uygulanmasının doğal ve yargılama safhasında adil yargılama hakkının ihlal edilmediği, usulüne uygun kesinleştiği ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde belirtilen tüm tenfiz şartlarının gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 17.05.2018 tarihli Kore Tahkim Kurulunun KCAB/IA No.17113-0011 numaralı kararının tenfizine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hakem seçiminden, tahkim yargılamasından haberdar edilmediğini, delillerini sunma imkanından mahrum edildiğini, bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, bu hususlar araştırılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tenfiz kararının verilebilmesi için bu hakem kararının muhatabına usulüne uygun bir şekilde tebliğinin gerektiğini, dolayısıyla tenfize konu olabilecek kesinleşmiş bir mahkeme kararının olmadığını, doğrudan posta yapılmasını öngören Sözleşmenin 10 uncu maddesine ülkemizin çekince koyduğunu, tebligatın doğrudan posya yoluyla yapılmasının doğrudan tenfiz engeli oluşturduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, mahkemece takdir edilen teminat bedelinin çok düşük olduğunu, davacının tabi olduğu ülke iç hukukunda yabancı mahkeme kararlarının tanınması ya da tenfizini mümkün kılan kanun hükmünün mevcut olduğunu, görülmekte olan davada çerçeveyi belirleyen davacının tabi olduğu devlet iç hukukunda Hukuk Usulü Kanunu'nun 217 nci maddesinde belirtilen şartların sağlanmasının zorunlu olduğunu, 217 nci madde hükmüne göre tenfize konu kararın davalısına yasal yollardan tebligat yapılması ve kendisini savunması için yeterli zaman tanınması gerektiğinin belirtildiğini, bu şartların sağlanıp sağlanmadığının, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tenfiz mahkemesince araştırılması gerektiğini, davanın maktu harç ve vekâlet ücretine tabi olduğunu, harca ve vekâlet ücretine nispi olarak hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketler bakımından Türkiye ve Kore ülkeleri New York Sözleşmesine taraf olduğundan, hakem kararının tenfizi bakımından New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, tenfizi engelleyen hallerin New York Sözleşmesinin V. maddesinde düzenlendiği, şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi kendiliğinden dikkate almak zorunda olduğu, diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerektiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin 12 nci maddesinde, sözleşmeyle veya sözleşmenin ifası ile ilgili tüm ihtilafların dostane yollardan çözümleneceği, müzakereler sonucunda 30 gün içinde uzlaşmaya varılamamış olması halinde bahsi geçen ihtilafın nihai olarak Seul, Kore'de, Kore Ticari Tahkim Heyeti'nin Ticari Tahkim Kurulları ve Kore Cumhuriyeti Kanunları uyarınca tahkim yoluyla çözümleneceği, tahkim kararın taraflar için kesin ve bağlayıcı olacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm doğrultusunda Kore Ticari Tahkim Kurulu'na yapılan başvurusu sonucunda Tahkim tarafından yargılama sonucunda 17.05.2018 tarihli KCAB/IA No.17113-0011 sayılı karar verildiği, New York Sözleşmesi'nin V/1.e. maddesinde ''Hakem kararı taraflar için henüz vacibürriaye olmamış olur veya bunun verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun bakımından salahiyetli bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrası geri bırakılmamış bulunursa'' şartı bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerde tahkim kararının kesin ve bağlayıcı olduğunun kararlaştırıldığı, bu hükümler doğrultusunda hakem kararı taraflar bakımından bağlayıcı olup, kararın yetkili makamca iptal edildiği veya hükmünün icrasının geri bırakıldığı hususunu ispat yükü somut olayda davalı tarafta olduğu, ancak davalı vekilince bu hususta herhangi bir delil ileri sürülmediği, bu itibarla somut olayda uyuşmazlığa konu hakem kararının, kararın tarafları bakımından bağlayıcı nitelikte olduğu, diğer taraftan davacı, tahkim sürecinden önce davalı ile olan yazışmaları ibraz etmiş olup tahkim sürecinin 30 günlük dostane çözüm sürecinin dolduğu tarihten sonra başlatıldığı, bunun dışında; tahkim talebinin, tahkimle ilgili usul takviminin belirlenmiş olduğunun davalı tarafa tebliğ edildiği, taraflara yazılı sunumlarını hazırlama için süre verildiği, toplantıdan önce telekonferans yoluyla toplantı gerçekleştirildiği tahkim kararının içeriğinden anlaşıldığı, davalı tarafça, tahkim sürecinden 1965 sayılı sözleşme uyarınca usulüne uygun bir şekilde haberdar edilmedikleri, savunma haklarının kısıtlandığı ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki sözleşmelerde, uyuşmazlık halinde Kore Ticari Tahkim Heyeti'nin Ticari Tahkim Kuralları'nın (KCAB) uygulanacağını kabul ettikleri, Hakem kararında da taraflara tahkim talebi, tahkim sürecinde yerine getirilmesi gereken işlemlerle ilgili usul takviminin bu kurallara uygun olarak bildirildiğinin belirtildiği, ancak davalı tarafından Kore Ticari Tahkim Heyeti'nin Ticari Tahkim Kuralları'nın usul hükümlerinin ihlal edildiği hususunun ispat edilemediği, somut olayda resen incelenecek hususlarda tenfiz engeli bulunmadığı; hakem kararının özel hukuka ilişkin tahkim sözleşmesine konu olabilecek bir uyuşmazlık olduğu, kararın kamu düzenine aykırı bir yönünün ve savunma hakkının kısıtlandığına dair bir delilin bulunmadığı, taraflarca ispatı gereken hususlarda davalı tarafça tenfiz engeli bulunduğuna yönelik bir delil sunulamadığı, bu nedenle mahkemece tenfize karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davalar maktu harca tabi olup, buna bağlı olarak hükmedilecek vekâlet ücretinin de maktu bedel üzerinden belirlenmesi gerektiği; ancak Mahkemece harca ve vekâlet ücretine nispi olarak hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına davanın kabulü ile 17.05.2018 tarihli Kore Tahkim Kurulunun KCAB/IA No.17113-0011 numaralı kararının tenfizine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesince sadece New York sözleşmesinin uygulanmasının usul ve hukuka aykırı netice doğurduğunu, ispat konusundaki gerekçesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, yabancı tahkim kararının tenfizi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.