Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde açtırmış olduğu 29928 no.lu hesabı kullanarak 18.09.2012 tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar değişik tarihlerde muhtelif miktarlarda para yatırarak, kaldıraçlı alım - satım (Forex) işlemlerinde bulunduğunu, bu süreç içinde küresel forex piyasası işlemlerinin hareketlendiği belirli zamanlarda şirketin müşterilerine hizmet sunduğu işletim sistemine tıklanmadan dolayı ulaşamadığı için ciddi kayıplara uğradığını, ilk başta bunun bilgisayarındaki yetersizlikten kaynaklandığını düşündüğünü, bunu önlemek için işlem hızı yüksek bilgisayarlar alarak işlem yapmaya devam ettiğini, ancak zamanla sorunun kendisinden değil davalı şirketin işletim sisteminden kaynaklandığının farkına vardığını, özellikle forex piyasasında ani hareketlenmelerin olduğu zamanlarda şirketin işlem platformlarına ulaşmanın zorlaştığını, bazen belli bir süre giriş yapmanın mümkün olmadığını, ciddi kayıplarının bu esnada açık ve planlı (bekleyen emir) pozisyonlarına müdahale edememekten kaynaklandığını, zararının tamamen hızlı güvenli ve kesintisiz bir iletişim sistemi hizmeti vermeyen davalıdan kaynaklandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22.588,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yanlış yatırım kararları ile uğradığı zararları müvekkilinden talep edemeyeceğini, müvekkilinin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanuna tabi bir aracı kurum olup SPK tarafından yapılan detaylı incelemeler sonucunda izin aldığını, gerekli teknik alt yapıya sahip olduğunu, davacının iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının sisteme ulaşamamasının kendi kullandığı cihazdan veya bağlandığı internet sağlayıcısından kaynaklandığını, davacının genelde alım satım işlemlerinde yüksek pozisyonlar açması sebebiyle zarara uğradığını, davacının 2013 yılı başlarında işlerinin büyük bir kısmını telefonla yaptığını, 2013 yılı sonlarına doğru ise sonra web trader ile işlem yapmaya başladığını, davacının zararı varsa büyük bölümünün telefonla gerçekleştiğinden işlemlerden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının telefonla vermiş olduğu emirlere ilişkin ses kayıtları, gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin log kayıtları ve sistemde problem olduğu iddia edilen saatlerde diğer müşterilerin gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin log kayıtları istenilerek dosyaya sunulduğu ve CD halinde sunulan ses kayıtlarının çözümünün yaptırılması amacıyla bilişim uzmanına tevdi edildiği, bilişim uzmanının 15.12.2015 tarihli raporunda iletişim sisteminin teknik olarak incelenmesi neticesinde bir sorun gözükmediği, demo girişi ile giriş yapıldığında şu an için 4 tane server olduğu müşteri sayısının arttıkça server sayılarının arttığı, bu hususun da sistemin kilitlenmeden rahat çalışmasını olanak verdiğini belirttiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiği, yatırılan teminat tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal, kıymetli maden ve kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satım işlemlerini yapabilmek ve faaliyette bulunmak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş, aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketi olmak ve kurulca yetkilendirilmesi gerektiği, SPK tarafından yayınlanan "kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ" hükümleri kapsamında piyasa yapıcılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların işbu tebliğin 5 inci maddesinde belirlenen koşulları taşımak kaydı ile "alım satım aracılığı yetki belgesi, türev araçlarının alım satımına aracılık yetki belgesi ve kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesi, " almak için SPK'ya başvuru yapması, SPK tarafından yapılacak incelemeler neticesinde bu belgelerin verilmesi gerektiği, davalı şirketin bu yükümlülüklerini yerine getirerek, alım satım aracılığı yetki belgesini 16.04.012 tarihinde 398 no.lu olarak, türev araçlarının alım satımını aracılık yetki belgesini 26.11.2016 tarihinde 211 no.lu olarak, kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesini de, 16.04.2012 tarih ve 8 no.lu olarak aldığı, dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı, yine dosya içerisinde mevcut olan kaldıraçlı alım satım işlemleri risk bildirim formu incelendiğinde, bu işlemler sonucu kâr elde edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, kaldıraçlı alım satım işlemlerinin çok riskli olduğu, kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalinin daima göz önünde bulundurulması gerektiği ters fiyat hareketleri sonucunda yetkili kuruluşa yatırılan paranın tümüyle kaybedilebileceği yüksek getiri vaatlerine itibar edilmemesi gerektiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak yetkili kuruluş personelince yapılacak teknik ve ... analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunu dikkate alınması gerektiği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerden ek risk olarak kur riskinin bulunduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve alım satım hareketlerinin kısıtlayabileceği, ek ve /veya vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğinin bilinmesinin gerektiği, sunulan parite fiyatlarının ve "SPREAD " lerin en iyi fiyat durumunu yansıtmayabileceğinin uyarılarının yer aldığının görüldüğü, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan müşteri tanıma formu, maliye bilgiler formu, varlık alım satım işlemleri risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi alınarak dosyaya bırakıldığında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenen haksız şartlar kapsamında değerlendirilmediği, faaliyet gösterilecek aracı kurumların bu faaliyetlerine ilişkin olarak, kullanacakları bilgi işlem alt yapısında uyulması gereken ilkelerin belirlendiği, buna ilişkin tebliğin 2/a maddesinde, aracı kurum tarafından belirlenecek çalışma saatlerinde, bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı müşteri tarafından çalışacak uygulama için müşterinin kullanacağı cihazın donanımsal ve yazılımsal gereksinmeleri ile minimum gerekli internet bağlantı hızının belirlenerek internet sitesinde ilan edileceği, bu kapsamda erişim kontrolü, fiziksel ve çevresel güvenlik, ağ güvenliği, bilgi işlem alt yapısı yönetimi, kayıtların tutulması, saklanması ve yedeklenmesi, bilgi işlem alt yapısında üretilecek olan uyarılar, kötü niyetli yazılım, dış kaynak kullanımı konularında 125 sayılı kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ çerçevesinde bilgi işlem alt yapısına ilişkin ilkelere ait tebliğde açık düzenlemelerinin olduğu, davalı şirketin SPK tarafından belirlenen bu yükümlülükleri yerine getirdiğinin bilirkişi heyeti tarafından raporda belirlendiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihiden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun olduğu ayrıca SPK düzenlemeleri çerçevesinde ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olduğu, dosyaya sunulan CD içeriğinde toplam 148 ses kaydı bulunduğunu, forex müşteri hizmeti yetkilileri ile davacı arasında bir çok telefon ses kaydını içerdiği, yapılan ses kaydının 48 KHZ kalitede sterio olarak yapıldığı, teknik inceleme neticesinde herhangi bir problem olumsuzluk olmadığı, ses dataları ve buna bağlı log kayıtlarının kontrollerinin yapıldığı ve bir sorun gözlenmediği SPK tarafından bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışması ilkesine aykırı uygulama nedeniyle davalı kuruma 22.407,00 TL para cezası kesilmiş ise de, ilgili idari para cezası tutanağı incelendiğinde, söz konusu mevzuata aykırı fiilin 2014 yılında gerçekleşen ... olduğu oysa davacının iddia ettiği tarih aralığının 18.09.2012 -10.12.2013 olması nedeniyle daha sonraki ... nedeniyle kesilen para cezası tutanağının işbu dava için davacıyı haklı kılacak bir delil olarak ele alınamayacağı sonucuna varıldığı, davacının 22.588,00 TL lik zarar tazminine ilişkin açtığı davada ise, davacı dava dilekçesinde, kendi bilgisayarından işlem yapamadığını bunun üzerine internet kafeye giderek işlem yapmaya çalıştığını ancak davalının iletişim sistemindeki tıkanmadan dolayı yine işlem yapamadığını iddia etmiş ise de, bilgisayar sistem bilgisi kaydedilmediğinden davacının bu iddialarının değerlendirilemediği, davacının telefon üzerinden davalı ile iletişime geçerek işlem yaptığı, buna ilişkin konuşmaların CD olarak dosyaya sunulduğu, bilirkişiler tarafından incelendiği ve telefon kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde sorun olmadığı yönünde görüş bildirilmesi nedeniyle, toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu sonucunda davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ticaret mahkemesinde görevlendirilen mali müşavir bilirkişilerin kasıtlı eylemleriyle bilirkişi raporunun 16 ay sürüncemede bırakarak makul sürede adil yargılanma hakkını ihlal ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin kararından sonra 06.08.2018 tarihinde 66 sayfadan oluşan dilekçesini Tüketici Mahkemesine sunduğunu, mahkemece yapılan 14.03.2019 tarihli duruşmada, karşı tarafın cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirtilen belgelerin dosyaya getirtilmeden, davanın aydınlatılmasında bilgi ve görgüsü bulunan tanıkların dinlenmeden, hizmet sağlayıcının inkârı mümkün olmayan pek çok haksız şartları, ayıplı hizmetleri, hileli ve ağır kusurlu işlemleri sabit olmasına rağmen bir kez daha davanın reddine karar verildiğini, sağlayıcı hakkında SPK mevzuatının düzenleyici ilkeleri ve uluslararası forex işlemlerinde genel kabul görmüş ilkelere aykırı işlemler nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 22.588,00 TL zararının tazminini istediğini, talep ettiği adli yardımın ticaret mahkemesince önce kabul edildiğini ardından itiraz üzerine 09.02.2017 tarihinde kaldırıldığını, yargılamanın lehine gelişmesi nedeniyle 31.05.2016 tarihinde davasını kısmen ıslah ederek 1.840.420,56 TL tutarındaki miktarın tahsilini talep ettiğini, bu sırada adli yardım kararının geçerli olması nedeniyle harç alınmadığını, davalının haklı davasının önüne geçmek amacıyla adli yardım talebi kararının kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemece şartları bulunmasına rağmen 09.02.2017 tarihinde adli yardım kararını kaldırdığını, yapmış olduğu itirazın haksız şekilde reddedildiğini, mahkemece adli yardım kararının geçerli olduğu tarihte yapmış olduğu ıslaha rağmen 09.02.2017 tarihli yedinci oturumda 31.049,90 TL eksik harcın yatırılmaması halinde ıslahın yapılmamış sayılacağına ilişkin kanuna aykırı ara karar verdiğini, itiraz üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde adli yardım kararının kaldırılması kararına karşı itiraz yolu bulunmaması nedeniyle, itiraz konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında beyanının çarpıtılarak yazılması nedeniyle harcı ödemediğini, bu nedenle ıslahtan kaynaklı harcı ödeyemediğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında bilirkişi kurulunun raporu uzun süre ibraz etmemesi ve raporun tarafsızlık, eşitlik ilkelerine aykırı hazırlanması nedeniyle itiraz ettiğini, bilirkişilerin eksik ve taraflı rapor düzenlemeleri nedeniyle başka bilirkişilerin görevlendirilmesi talebiyle itirazda bulunduğunu, mahkemece sorulan somut soru ve itirazlara rağmen talebinin red edildiğini, mahkemece süresinde rapor vermeyen bilirkişilere uyarı gönderilmemesi, süresinde rapor ibrazının sağlanmaması ve rapora yönelik somut itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle kasten uğramış olduğu zararlar nedeniyle tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, tüketici mahkemesince davalının cevabı tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği deliller getirtilip değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; bilirkişi kurulunun iki mali müşavir bir bilgisayar uzmanından oluştuğunu, bilirkişilerin uzun süre raporlarını ibraz etmediklerini, ihtara rağmen raporların ibraz edilmeyerek hakkının ihlal edildiğini, bilgisayar mühendisi bilirkişinin sunduğu rapordan sonra talebini ıslah ettiğini, zira bu raporda aracı şirketin ağır kusurlarının net bir şekilde belirlendiğini, telefon ve internet hatlarının yetersiz olduğu, ara yüzüne her zaman müdahale imkânı bulunduğunun tespit edildiğini, mali müşavirlerin süresinden çok sonra düzenlediği raporların her türlü hukuk ilkelerine aykırı olmaları nedeniyle itiraz ettiğini, ilgili tebliğ gereğince aracı kurumun sahip olması gereken lisans ve belgelerin dosyaya getirtilmeden rapor düzenlendiğini, istihdam edilen personel ve alınan belgelerin yapılan işlemle uyumlu olmadığını, aracı kurumun gerekli belgeleri almadan ve gerekli personeli istihdam etmeden faaliyete geçmesi nedeniyle devlete karşı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, mali müşavir bilirkişilerin de kasten gerçeğe aykırı rapor yazmaları nedeniyle sorumlu olduklarını, bilirkişilerin SPK mevzuatı ve ilgili tebliğ kapsamında mahkemece sorulan soruları da cevaplanarak yapılan işlemlerin mevzuat ve standartlara uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini, aracı kurumun tebliğin beşinci maddesinde belirtilen alım satım aracılığı ve türev araçlarının alım satımına aracılık belgelerinin bulunmamasına rağmen, alınmış gibi rapor düzenlendiğini, ayrıca istihdam edilen personelin ilgili yönetmelikte belirtilen şartlarda olmadığını, yapılan işlem ve verilen emirlerin yasada belirtilen süre ile saklanmadığını, servis sağlayıcının merkezinde inceleme yapılarak ilgili mevzuatta belirlenen işlem yapma ve personel şartlarının tamamının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, böyle bir işlem yapılmadan ve faaliyet belgelerinin dosyaya eklenmeden soyut olarak aracı kurum belgelerinin tamamlandığının yazılmasının hatalı olduğunu, bilgi işlem alt yapısının usulüne uygun ve SPK mevzuatında belirtilen şekilde kurularak işletilip işletilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, tüketici mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, servis sağlayıcı tarafından kendisi ile müzakere edilmeden genel işlem koşullarını oluşturan çerçeve bir sözleşme imzalatıldığını ve bu sözleşmenin 6502 sayılı Kanun'un beşinci maddesi kapsamında haksız şart niteliğinde olduğunu, genel işlem koşulları barındıran sözleşmenin bu maddelerinin geçersiz olduğunu, 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiğini, IP kayıtlarının beş yıl süreyle saklanması gerekirken saklanmadığını, ses kayıtlarının aksine işlem yapıldığını ve ses kayıtlarına ilişkin tüm kayıtların tutulmadığını, kayıtların silindiğini sadece dört adet ses kaydının silinmesinin unutulması nedeniyle verilen hizmetin ayıplı olduğunu, aracı kurumun tebliğ gereği üç ayda bir karda ve zararda olan hesaplara ilişkin duyuruyu yapması gerekirken müşteri kaybı korkusuyla bu raporları paylaşmadığını, forex işlemleri için gerekli olan hızlı ve kesintisiz, güvenli internet alt yapısı bulunan sistem kurmaması nedeniyle SPK tarafından aracı kurum tarafından bir çok cezai işlem yapıldığını, teknik bilirkişi raporunda aracı sistemin işlemez halde olduğunu ve eksikleri bulunduğunun tespit edildiğini, kayıtların düzgün tutulmaması nedeniyle kârla sonuçlanan işlemlerinin de hileli uyarılarla silindiğini, ses kayıtlarının ağır ihmal sonucu tutulmadığını, 2013 yılında 1290 adet karla, 2374 adet zararla kapanan toplam 3664 adet işlemin bulunduğunu, zararla kapanan işlemler yönünden verilen ses kayıtlarının sistemde saklanması ve düzenlenmiş olan emir forumlarının ibrazı gerektiğini, zira telefonla alınan her emir için emir formları düzenlenmesi gerektiğini, bu işlemlerin de kurulca onaylanmış muhasebe ve operasyon sorumlusu lisansına sahip kişilerce tutulması gerektiğini, davalı tarafından buna ilişkin telefon emirlerinin sunulmadığını, internet yoluyla yapılan bağlantılara ilişkin IP Log kayıtlarının da kaydedilerek ibraz edilmediğini, davalının başta tüm işlemleri telefonla yaptığını beyan etmesine rağmen sonradan internet üzerinden işlem yaptığını iddia ettiğini, bu durumda telefon kayıtları ve düzenlenen emirlerin veya Log kayıtlarının ibrazı gerektiğini, çeşitli tarihlerde 254.481,97 TL teminat yatırdığını belirttiğini, talebini dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü ilkeleri altında ileri sürmesine rağmen bu taleplerinin servis sağlayıcı tarafından çürütülmediğini, kârla kapanan işlemler sonucu toplam 1.840.420,56 TL tutarında kazancı bulunduğunu, ancak davalının hukuka aykırı, hileli ve mevzuata aykırı davranışları sonucu parasının gasp edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında tüm taleplerinin incelenmeden reddedildiğini, görevsiz mahkemede yapılan incelemeden başka bir inceleme yapılmadan önceki gerekçe ile talebinin reddedilerek hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, mahkemede sunulan taraf beyanlarının gerekçeli kararda değerlendirilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci ve Anayasa'nın 36 ncı maddesindeki haklarının ihlal edildiğini, sonuç olarak haksız işlem ve genel işlem koşullarını oluşturan sözleşme ile SPK mevzuatına uygun şekilde kurularak işletilmeyen bir sistemle ve verilen sesli talimatlar ile iddia edilen internet işlemleri belgelenmeden parasının gasp edildiğini, kurulan sistem ve istihdam edilen personelin yeterli ve mevzuata uygun olmaması nedeniyle davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, Tüketici Mahkemesince, 06.08.2018 tarihli dilekçesinde davanın maddi vakıalarına ve sözleşme şartlarına ilişkin sunmuş olduğu sonuca etkili delillerinin, somut iddialarının, sözleşmede yer alan haksız şartların hiç birinin birlikte incelenmeden, davanın esasıyla ilgili olarak ve sonuca etkili olacak nitelikte öneme haiz delillerinin incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın ispatı için dayandığı somut delillerinin değerlendirilmeden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, sağlayıcı ile telefonla uzaktan iletişim kurarak 11.09.2012 tarihinde akdettiği mesafeli sözleşme niteliğine haiz olan 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde kuruluş tarihi itibariyle yer alan ve genel olarak kullanılmak üzere önceden standart olarak hazırlanmış bulunan ve kendisiyle münferiden müzakere edilmeyen sözleşme şartlarının birer haksız şart olup kesin olarak hükümsüz olduğunu, SPK'dan lisans belgesi almış yetkili müşteri temsilcileri tarafından sözleşmenin içeriği hakkında uzaktan iletişim araçlarının herhangi biri vasıtasıyla sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine aydınlatıcı bilgi verilmediğini, sözleşmenin hiçbir şartının müzakere edilmediğini, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi kurulurken sözleşme şartları üzerinde her bir şartın bire bir müzakere edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, sözleşmenin içeriği hakkında tüketiciler bilgilendirilmedikçe ve tüketiciler tarafından sözleşme hakkında bilgi edindikleri yazılı olarak teyit edilmedikçe sözleşmenin akdedilemeyeceğini, edilmiş ise sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, müzakere etmeden önceden standart olarak düzenlemiş olduğu 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesinde, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini ifa edeceğini; buna karşılık finansal tüketici taraf olarak kendisini her hâlde yükümlü tuttuğu, aynı zamanda gabin içeren, bu yönüyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Sermaye Piyasası Kanunu'na ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık ihtiva eden pek çok haksız şartın, ayıplı hizmetin ve kusurlu işlemin mevcut olduğunu, sağlayıcı'nın 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan haksız şartlara göre ifa ettiği hizmetler ile SPK Seri: V, No: 125 sayılı tebliğinde öngörülen üç tür ihtisasa ait türev araçlar lisans belgelerine sahip olmayan yetkisiz personelle yürüttüğü tüm hizmetlerin ayıplı olduğunu, finansal tüketici olarak, ayıplı hizmetin ifasından dolayı 6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında sözleşmeden dönme ve 6098 sayılı Kanun uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, iradesi dışında zarara uğratılmasının müsebbiplerinden birisinin de finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun lisans belgeleri olmadan istihdam ettiği yetkisiz müşteri temsilcileri olduğunu, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, SPK’dan onaylı lisans belgesi olmadan istihdam etmiş olduğu yetkisiz müşteri temsilcileri vasıtasıyla icra etmiş olduğu tüm işlemlerin 6098 sayılı Kanun önünde haksız fiil, 4077/6502 sayılı Kanun önünde ayıplı hizmet olup Kanun önünde kamilen geçersiz ve hükümsüz olduğunu, davalı sağlayıcının, faaliyete başlarken kendisinin aktif müşterisi olduğu 18.09.2012-16.12.2013 tarihlerini kapsayan dönemde, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun kesinlikle SPK’dan onaylı lisanslı personeli bulunmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurum, SPK Seri: V, No: 125 sayılı Tebliği'nin 17 nci maddesi ile 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nin 27 nci maddesinde açıklanan hususları kapsayacak biçimde, müşterilerin karar mekanizmasını önemli derecede etkileyecek olan "aylık bildirimleri" Tebliğ’in ilke ve standartlarına uygun biçimde hazırlayıp dönemi izleyen 7 gün içinde kendisine yazılı ve taahhütlü olarak göndermediği gibi, diğer başka yollardan da ulaştırmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, aktif müşterisi olduğu dönemde (18.09.2012-16.12.2013 tarihleri arasında) müşterilerine kaldıraçlı alım-satım (forex) işlemlerinde güvenli, hızlı ve kesintisiz bir işletim sistemi sunamadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin yetersiz ve çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, kaldıraçlı alım-satım (foreks) sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.