466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 5.000.000,00 TL maddi, 7.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 15.915,79 TL maddi, 20.000.00 TL manevi tazminatın 08.09.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, maddi tazminatın 4.071,72 TL'ye, manevi tazminatın 8.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle ve değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının tutuklandığı dönemdeki infaz yasalarına göre 14 yıl fazladan cezaevinde kaldığı, bihakkın tahliye tarihinin esas alınarak tazminata hükmedilmesi gerektiği ve hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan ceza yargılamaları kapsamında, davacının mülga 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi kapsamında 28.10.1995 tarihinde gözaltına alındığı, 06.11.1995 tarihinde tutuklandığı, İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, mahkumiyet hükmünün 17.02.1998 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından yapılan yargılanmanın yenilenmesi ve infazın durdurulması başvurusuna istinaden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 tarih ve 2018/605 Değişik iş sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile birlikte infazın durdurulmasına karar verilmesi üzerine davacının 18..07.2018 tarihinde tahliyesine karar verildiği, bu şekilde davacının 22 yıl 8 ay 20 gün infaz gördüğü, yargılamanın yenilenmesi sonucunda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarih ve 2018/401 Esas 2019/18 Karar sayılı kararı ile sanığın 11.06.1994 tarihli eylemi yönünden nitelikli yağma suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası, 28.10.1995 tarihli eylemi yönünden nitelikli yağma suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, 22.05.1995 tarihli eylemi yönünden hırsızlık suçundan 3 ay 10 gün hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mahkumiyet hükümlerinin 28.03.2019 tarihinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 20.03.2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen hükümlerin davacıya tebliğ edilmediği, her ne kadar tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun kapsamında inceleme yapılması gerekmekte ise de ilk derece mahkemesince herhangi bir kanun belirtilmeksizin süresi içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutuklama süresinin infaz gördüğü, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 4.071,72 TL'ye, manevi tazminat miktarının 8.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle ve değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 78.630,00 TL olduğu; davacı lehine İlk Derece Mahkemesince 15.915,79 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi üzerine kararın davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 4.071,72 TL'ye, manevi tazminat miktarının 8.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle, kabul edilen toplam 12.071,42 TL tazminat miktarının davalı açısından kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen temyiz sınırı ile kabul edilen tazminat miktarına göre davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlığında dava konusunun "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" yerine hatalı olarak sırasıyla "Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" ve "Tazminat" olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte maddi yazım hatası kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.07.2024 tarihinde karar verildi.