Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ...'a karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Davalı Aviva Sigorta A.Ş.'ye (Unico Sigorta A.Ş.) karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı Unico Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili; 25.12.2008 tarihinde meydana gelen kazada davacı ...'in eşi diğer davacıların babası davacılar murisi Mustafa Şahin'in vefat ettiğini, desteğin kamyon şoförü olup davalı ... adına kayıtlı ve diğer davalı tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı kamyonun damperinin düşmesi sonucu vefat ettiğini, kazanın kamyonun liftindeki bozukluk ve arıza nedeniyle meydana geldiğini, kamyonun davalı ...'dan dava dışı Ebubekir Yavuz tarafından kiralandığını, olay nedeni ile Adana 1. İş Mahkemesi'nin 2009/39 Esas sayılı dosyası ile işveren Ebubekir Yavuz'a karşı açtıkları tazminat davasının derdest olduğunu ileri sürerek davacı ... için 10.000,00 TL manevi 4.000,00 TL maddi tazminatın, diğer davacılar için 3.500,00'er TL manevi, 2.000,00'er TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Aviva Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davalıya başvuru şartının yerine getirilmediğini, davalı şirketin kazadan dolayı sorumluluğunun sigorta poliçesinde belirtilen limit ile sınırlı olacağını ileri belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davalının araç maliki olduğunu ve dava dışı işveren Ebubekir Yavuz'a bir yıllığına kiraya verdiğini, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Adana 1. İş Mahkemesi'nin 22.09.2011 tarihli ve 2011/377 Esas 2011/678 Karar sayılı ilamıyla; dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine, kararın kesinleşmesini müteakip, talep halinde dosyanın görevli Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacılar vekilinin talebi üzerine dosya Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Mahkemenin 05.11.2013 tarihli ve 2012/171 Esas 2013/550 Karar sayılı ilamıyla; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş ve Teftiş Kurulu Başkanlığı'na bağlı İş Müfettişi Ahmet Işık tarafından hazırlanan 03.04.2009 tarih AI/034 sayılı raporda; olayın işverene ait kamyonun içerisinde ve mesai saatleri içerisinde işverene ait bir işin yürütümü sırasında meydana geldiğinden 5510 sayılı yasanın 13 üncü maddesi gereğince iş kazası niteliğinde olduğunun belirtildiği, yine mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 19.02.2013 tarihli raporda; olayın inşaat malzemeleri satışı yapılan iş yerine kum boşaltırken meydana geldiğinin, kazanın karayolunda oluşmadığının ve kazaya hareket halindeki bir aracın sebep olmadığının, bu nedenle trafik kazası olmadığının, iş kazası olduğunun belirtildiği, kazaya karışan aracın, kayıt maliki davalı ... tarafından kazadan önce düzenlenen taşıt kira sözleşmesiyle bir yıllığına müteveffanın işvereni Ebubekir Yavuz'a kiralandığı, diğer taraftan kazanın meydana geldiği yerin dava dışı Seyhan Arslan'a ait depo olduğu, umuma açık bir yer olmadığı, belirtilen alanın karayolu olmadığı gibi 2918 sayılı yasanın 2 inci maddesi gereğince karayolu gibi değerlendirilebilecek yerlerden de olmadığı, sonuç itibariyle davalılardan ...'ın işleten sıfatının bulunmadığı, bu nedenle 2918 sayılı yasa gereğince işleten olarak sorumluluğunun bulunmadığı, diğer taraftan olayın trafik kazası niteliğinde olmadığı, 2918 sayılı Kanun'un 91/1 maddesi gereğince Zorunlu Trafik Sigortacısının, işletenin 85/1 maddesindeki trafik kazasından kaynaklanan sorumluluğunu teminat altına aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2015 tarihli ve 2014/20968 Esas 2015/11109 Karar sayılı ilamıyla; mahkemece davalı ... yönünden her ne kadar kazanın meydana geldiği yerin umuma açık bir yer olmadığı, özel mülke tabi olduğu belirtilmiş ise de dosyadaki bilgilerden, kazanın meydana geldiği yerin karayoluna bağlantısı olduğu için 2918 Sayılı Yasa'nın 2 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak kazanın aynı yasanın 85 inci maddesi anlamında aracın işletilmesi esnasında gerçekleşmediği için davalı ... şirketinin sorumluluğunun oluşmadığı, bu açıdan mahkemenin gerekçesi hatalı olmakla beraber sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiş, onama ilamına karşı davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2017 tarihli ve 2016/15507 Esas 2017/11958 Karar sayılı ilamıyla; "Her ne kadar Dairece aracın işletilme halinde olmadığı yazılmış ise de; kaza esnasında yapılan işe göre aracın mekanizma aksamlarının çalışıyor olduğunun anlaşıldığı ... Bu durumda davacılar vekilinin; davalı ...'ın sorumluluğunun bulunduğu yönündeki karar düzeltme isteminin reddine, ancak; araç işletilme halinde olduğundan, kazanın meydana geldiği yerin de 2918 sayılı yasanın 2. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, talep poliçe teminatı kapsamında olup, davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerektiği " gerekçesiyle davacılar vekilinin davalı ...'a yönelik karar düzeltme isteminin reddine; davacılar vekilinin davalı Aviva Sigorta A.Ş.'ye (yeni adı Unico Sigorta A.Ş.) yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire'nin 22.10.2015 tarih, 2014/20968 Esas, 2015/11109 Karar sayılı onama ilamının kısmen kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalı ...'a karşı açılan davanın husumetten reddine, davalı Avivasa Sigorta A.Ş'ye (yeni adı Unico Sigorta A.Ş.) karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 25.707,96 TL, davacı ... için 856,02 TL ve davacı ... için 1.229,28 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı tutulmasına), fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı Unico Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili; sigortacının hem işletenin hem sürücünün hem de araçtaki teknik aksaklıklardan kaynaklanan zararı teminat altına aldığını, %20 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, müştereken müteselsilen hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Unico Sigorta A.Ş. vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, eldeki dosya kapsamında kusur raporu alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu olayın trafik kazası değil iş kazası olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı kamyonun damperinin düşmesi sonucu ölen sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfı ile uygulaması devam eden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK).
1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91 inci maddesi gereğince aynı Kanun’un 85 inci maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi gereğince, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu Güvence Hesabı karşılayacaktır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
2918 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinde ise bu Kanun’un 85 inci maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91 inci maddesiyle de işletenin aynı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91 inci maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
KTK’da zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. KTK’nın “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92 inci maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d)Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f)Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, KTK’nın 92 inci maddesinin b bendinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğu”na ilişkin hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92 inci madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesinini ikinci fıkrasında (6098 sayılı TBK'nın 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası) maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
818 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki TBK’nın 53/3 üncü maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin, mirasçılardan başka kişiler olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E.-411 K. sayılı ilamı). Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte destek üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın desteğin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan destek zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.
Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan destek üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Şu ... göre; işleten (veya sürücü) murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup bu zarar, gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Somut olayda davacıların desteği, meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar, destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu hem mahkeme, hem de tarafların kabulünde olduğu gibi, sürücü yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanun’da ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı ... şirketinin sorumluluğuna ilişkin husus Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2017 tarihli ve 2016/15507 Esas 2017/11958 Karar sayılı ilamıyla da kesinleşmiş haldedir.
Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, KTK ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ..., işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı ... zararın tamamından sorumlu olacağından, davacılar davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK’nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 kararı; YHGK’nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 kararı; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar).
Davaya konu kaza 25.12.2008 tarihinde meydana gelmiş olup bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Kanun ve Genel Şartlar ve konuya ilişkin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davalı ... şirketinden zararın tümünü (poliçe limiti gözetilerek ve tam kusur üzerinden) talep etme hakkı bulunduğundan, mahkemece %20 kusur oranı üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda kabul kararı verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekir.
2.Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyanın incelenmesinde; davacıların kazaya karışan aracı uzun süreli kiralayan ve desteğin işvereni olan dava dışı Abubekir Yavuz'a karşı açılan Adana 1. İş Mahkemesi'nin 2009/39 Esas, 2015/110 Karar sayılı dosyasında da kaza nedeni ile maddi tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmakla tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bu husus bozmayı gerektirmiştir.
3.Bozma neden ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı Unico Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Unico Sigorta A.Ş ve davacılara iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.