Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "...dava konusu 126 ada 6 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A2) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verildikten sonra; dava konusu 126 ada 6 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A1), (B1), (B2), (B3) ve (C1) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlar yönünden ise, mahkemece önceki tarihli Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesap hak oluştuğu, bu hakkın zedelenmemesi için Yargıtay bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiği, kadastro tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ilişkin üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının dosya arasına getirilerek jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi, ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, fiilen tarım arazisi olup olmadığı, tarım arazisi ise ne zamandan beri bu şekilde kullanıldığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor alınması, yöntemince zilyetlik araştırması yapılması bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davacı ... adına belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarı ve zilyetlikle iktisaba ilişkin yasal kısıtlamalar dikkate alınarak karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "alınan bilirkişi raporları uyarınca (A) ve (B) harfli taşınmazların 1978,1984,2001 yılı hava fotoğrafları incelendiğinde tarla vasfında ve imar ihya görmüş olduğu, (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen taşınmazların ise 1978,1984,2001 yılı hava fotoğrafları incelendiğinde imar ihya görmediğinin bildirildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazlarda kadastro tespit tarihinin 2011 olduğu da göz önüne alınarak 20 yıllık nizasız ve fasılasız zilyetlik ile emek ve masraf sarfı ile imar ihya şartlarının (C) ve (D) harfli taşınmazlar açısından oluşmadığı, takdiri delil olan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmeyeceği, (A) ve (B) harfli taşınmazlar yönünden ise zilyetlikle kazanım şartları oluştuğu, (E) harfli taşınmaz yönünden ise bozma öncesi verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 17.12.2018 tarihinde kesinleştiği” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 18.01.2021 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen bölümün davacılardan ... adına, (B) harfi ile gösterilen bölümün davacılardan ... adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) ve (D) harfi ile gösterilen bölümler yönünden davanın reddine, (E) harfi ile gösterilen bölüm hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.