EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar ... ve ...'ye yüklenen rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hükümleri temyiz etme ... bulunmadığından, vekilinin adı geçen sanıklara ilişkin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü gereğince anılan bakanlığın başvuru tarihinde rüşvet alma suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek incelemenin; katılanlardan Hazine vekilinin tüm hükümlere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin ise sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihinde Silivri Tapu Sicil Müdürlüğünde görevli olan sanık ...'ın iddianamede üzerine atılı eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturabileceği, kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'nin ise bu suça azmettiren olarak katılacakları, anılan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihleri olan 30.11.2006 ve 01.08.2007 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ... haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 12.01.2022 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.